TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ
ANA SAYFA BİZE ULAŞIN BAĞLANTILAR SİTE HARİTASI

25 EYLÜL 2020 CUMA  

HAKKIMIZDA MEVZUAT YAYINLAR KOMİSYONLAR TUPOB KOLOKYUM
ADANA  ANKARA  ANTALYA  BURSA  DİYARBAKIR  İSTANBUL  İZMİR  KAYSERİ  KONYA  MUĞLA  SAMSUN  TRABZON
SPOBİS ÜYE GİRİŞİ SPOBİS PERSONEL GİRİŞİ

GENEL MERKEZ 

 
 
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB

      SERMAYENİN ÇIKARLARI DÜŞÜNÜLEREK SALGIN KONTROL EDİLEMEZ: ELEŞTİRİLERİMİZ VE ÖNERİLERİMİZ

BASIN AÇIKLAMASI

Yayına Giriş Tarihi: 10.04.2020
Güncellenme Zamanı: 10.04.2020 15:57:42
Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ

 

Güncellenme Zamanı: 10.04.2020 15:38:53

Pandemi süreci tüm yakıcılığıyla, can kayıplarıyla, günden güne artan vakalarla devam ederken siyasi iktidar salgını önleyici, etkin politikaları uygulamaya koymaktan imtina etmektedir. 24 Mart 2020 tarihli ve "Halk Sağlığı Aynı Zamanda Toplumsal Mekan ve Kamucu Planlama Sorunsalıdır" başlıklı açıklamamızı takiben süreç içerisinde durumun giderek vahametini artırması, salgın sürecinde kritik bir rol oynayan rasyonel, kapsamlı planlama  düşüncesinin hala devreye sokulmaması üzerine işbu açıklama yapma gerekliliği ortaya çıkmıştır.

Salgın, sermaye çıkarlarını önceleyerek planlamayı, geniş halk kitlelerinin sağlığını göz ardı eden yönetim anlayışıyla kontrol edilemez.

Neoliberal politikalar izleğinde olan tüm ülkelerde olduğu gibi, neoliberalizmin krizi ile birlikte, AKP`nin iktidarda olduğu süre boyunca sağlık hizmet sunumunda yürüttüğü özelleştirme politikaları ve uygulamalarının çöktüğü görülmüştür. Toplumcu politikaları görmezden gelen bir siyasal perspektif sonucu salgın önlenememektedir. Salgına dair hazırlanan bilimsel raporlar ve kendileri tarafından oluşturulan Bilim Kurulunun kararları dahi dikkate alınmamış, acil durum yönetim planı hala ortaya konulmamıştır. Bu nedenlerle yeni oluşan durumlara dair etkin politikalar ve eylemler üretilememektedir.

Sağlık Bakanlığının yayınladığı, illere göre vaka sayılarının mekansal yayılımını içeren görseller nüfusun yoğunlaştığı alanları işaret etmekle beraber, esasen ortaya çıkan tablo sosyo-mekansal bir gerçekliği açığa çıkarmaktadır. Kentsel alanlardaki vaka yoğunluğunun en yüksek olduğu yerler, özellikle büyük kentlerimizde ayrışan - derinleşen sınıfsal, toplumsal - mekansal eşitsizliklere işaret etmekte, bir anlamda kentsel yoksulluk ile vaka yoğunluğu örtüşmektedir. Kamuoyu ile paylaşılan bu sınırlı  veriler çerçevesinde, ikametlere göre mekansallaştırılan vakalar kentsel coğrafi bilgilerle yorumladığında, salgının sınıfsal bir etkisi olduğu açıktır. İlk olarak, salgının yaygınlığı ile sermaye birikimini öncelleyen hakim kentsel politikalar arasındaki ilişkisellik doğrulanmaktadır. Salgının yaygınlığı ve kontrol edilemezliğinin, sürekli tetiklenen yapılı çevre üretimi ve kamusal mekanlara el koyma politikalarının, eşitsiz kentsel-bölgesel gelişme sorunsalından kaynaklandığı görülmektedir. Yoğun, sık ve kalitesiz yapılaşan düzensiz konut alanları ve çevresinde salgının daha hızlı yayılım gösterdiğini görmekteyiz. İkinci bir husus ise, emekçi sınıfların salgından en çok etkilenen kesim olduğu gerçeğidir. Geciken önlemler, evde kalamayanların olduğu gerçeğine ilişkin bir politikanın hala üretilmemesi neticesinde Covid-19 bulaşısı hızla devam etmektedir.

Başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere büyük kentlerimizde, iktidarın salgının yayılmasını engelleyen ve evde kalma imkanına sahip olmayan yoksul halk kitlelerini koruyan önlemler almaması nedeniyle hala milyonlarca yurttaş riskli koşullarda işyerlerine gitmeye devam etmektedir. Açıklanan tedbir paketlerinin hemen ardından yayımlanan tebliğ-genelgelerle çalışan kesim istisna tutulmakta ve bu yurttaşların can güvenliği tehlikeye atılmaktadır. Yurttaşlarının sağlığını ve can güvenliğini korumak gibi temel bir anayasal sorumluluk devlet tarafından ihlal edilmektedir.

Pandemi sebebiyle halk sağlığının tehlikede olduğu bu dönemde, iktidar tarafından uygulanması gereken politikalar konusunda, kentsel ve kırsal alanların mekansal organizasyonu ve etkin kamusal hizmet sunumuna dayanan  mesleki bilgiyle sürece dair eleştirilerimizi ve  önerilerimizi tekrar sunmak isteriz:
 
Acil durum kapsamında yapılanlara dair başlıca eleştirilerimiz:

  • Yerel yönetim hizmetlerinin (altyapı - sosyal hizmetler vs.) kamu sağlığı açısından taşıdığı önem ortadayken, yerel yönetimlerle merkezi yönetim arasında koordinasyonun önemli olduğu bu salgın sürecinde yaratılan siyasi kutuplaşma dolayısıyla acil durum planlamasının yapıl(a)madığı görülmektedir.
  • Giderek artan vaka sayısı neticesinde, sağlık hizmet alanlarının kapasitelerinin artırılması ve bunun koordine edilmesi temel bir husustur. Hastane - yatak kapasitesi ihtiyacına binaen iki sorunu belirtmek isteriz. Birincisi, hastane yapımı adı altında yap-işlet-devret ve borçlan modeliyle uygulamaya konulan, uluslararası sermayeye eklemlenme ve sermaye birikimini sağlama amacıyla gerçekleştirilen büyük ölçekli kentsel projeler olan şehir hastaneleri yapımı dolayısıyla kapatılan merkezi konumda ve ulaşılabilir kamu hastaneleri bu salgın sürecinde dahi geri açılmamaktadır. Kamunun sahip olduğu hastane kapasitesi yeterli olarak kullanılamamaktadır. Diğer yandan, şehir hastanelerinin kentsel ve mimari tasarım problemleri de bu süreçte daha belirginleşmiştir. Bu hastanelerde çalışan sağlık emekçilerin, salgın kriz anındaki emek yoğun pratikleri, şehir hastanelerinin işlevsiz büyük alanları dolayısıyla daha da zorlaşmış; bu biçimsel durum emekçilerin daha fazla yorulmalarına ve yıpranmalarına neden olmaktadır.
  • Bununla birlikte, yeni hastane inşaatları, sahra hastanelerinin yapımı da gündemdedir. Kriz anında, yeni hastane yapımının nasıl, nerede ve ne sürede kurgulanacağı kuşkusuz bir planlama problemidir. Hastanelerin en pratik ve hızlı biçimde  yapımı önemlidir ancak, virütik bir salgın koşularında zorlayıcı bir alanda ve daha çok emek isteyen bir biçimde hastane yapımı  inşaat ve lojistik emekçilerinin sağlıklarını tehlikeye atmak anlamına da gelmektedir. Dolayısıyla, en hızlı şekilde ve emekçilerin sağlıkları gözetilerek, dünya örneklerinde olduğu gibi uygun mevcut yapıların ve alanların dönüşümünü programlamak gerekmektedir.
  • Riskli duruma gelmesi nedeniyle toplu taşıma araçlarının sefer sayılarının azaltılması, işe gitmek zorunda kalan yoksul halk kitlelerinin daha kalabalık bir şekilde kapalı bir alanda bulunmalarına sebep olmaktadır. Bu sebeple, çalışma düzenine dair önlemler alınmakdıkça sefer azaltımı gibi uygulamaların bulaşı riskini artıracağı açıktır.


Neler yapılmalı?
Planlama ve kamusal hizmet sunumu bağlamında:

  • Karantina bir önleyici sağlık politikası olmakla beraber bir planlama sorunudur, gerekli hizmetlerin koordinasyonunun yanı sıra gıda gibi temel ihtiyaçların planlanması gerekmektedir. Karantina altına alınan kırsal ve kentsel alanlarda eşitlikçi biçimde, gıda tedariğinin ve diğer temel ihtiyaçların ivedikle devlet tarafından sağlanması gerekmektedir.
  • Bölgesel eylem planları oluşturulmalı; bu kapsamda, İstanbul ve çevre iller için hızla ve öncelikli olarak karantina başlatılmalıdır.
  • Bütünleşik acil durum eylem planları yapılmalı; deprem gibi ihtimaller de gözetilerek, bu durumlara ilişkin yerel planlar üretilmelidir.
  • Ağırlıklı olarak boş kalan ve salgın kontrol altına alınmadığı müddetçe de kullanılmayacak olan konaklama alanlarının (kamu-özel) atıl olacağı gerçeği göz önüne alınarak, bu alanların  kamu organizasyonunda yeniden işlevlendirilmesi;  izolasyon ve karantina amacıyla kullanımı sağlanmalıdır.
  • Yap-işlet-devret projeleri durdurulmalıdır. Şehircilik ilkelerine aykırı olarak uygulamaya konulan, kullanım taahhüdü verilen büyük ölçekli altyapı-ulaşım projeleri iptal edilmelidir.
  • Elektrik, su, doğalgaz, iletişim temel haklardır ve tümüyle kamusal olarak sunulmalıdır. Kredi borçları, kredi kartları borçları faizsiz olarak ertelenmelidir.


Sağlık hizmetleri ve sağlık hizmet alanlarının planlaması hakkında:

  • Şehir hastanelerinin herkesi bir alanda toplaması yönünden salgın sürecinde risk oluşturduğu açıktır. Şehir hastanelerinin kurulması sürecinde kapanan, şehir içinde ulaşılabilir durumda olan hastanelerin salgın tedavisi amacıyla yeniden işlevlendirilmesi gerekmektedir.  
  • İhtiyaç halinde yeni yapılacak/kurgulanacak hastanelerin erişilebilirlik ve mutlak izolasyon kriterleri göz önüne alınarak yer seçimlerinin yapılması gerekmektedir.
  • Bu süreçte salgının hızlı yayılan niteliği göz önüne alınarak, şehircilikte benimsediğimiz sağlık hizmet alanlarının örgütlenmesindeki dengeli olarak mekansal dağılım, sağlık alanlarının biçimsel ölçeği ve erişilebilirliği bir kez daha anlam kazanmıştır. Büyük ve sınırlı sayıda yeni hastaneler yapmak ve insanları bu sınırlı mekanlara yönlendirmek yerine, (öngörülen) vaka sayılarına göre yerleşimlerde küçük ve kent bütününde yaygın olan sağlık hizmet alanları (altyapısı ve tıbbi teçhizata uygun) kurgulanmalıdır. Bu alanlar sağlık emekçilerinin konaklama ve diğer temel ihtiyaçlarını da karşılayacak biçimde düşünülmelidir.
  • Toplumun her kesimi sağlık hizmetlerinden eşit ve ücretsiz olarak faydalanmalı, özel hastaneler derhal kamulaştırılmalıdır.
  • Salgın sürecinde, önceliklenen salgınla mücadele kapsamında, kadın sağlığı açısından gerekli olan sağlık hizmetlerinin sunumu engellenmemelidir. Kadınların (evde izolasyon sürecinde artan ev içi şiddet vakaları, cinsel şiddet sonrası ihtiyacı olan temel sağlık hizmetleri ile birlikte gebelik, kürtaj gibi ertelenemeyecek, acil durumlarda) ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetlerine erişimleri etkin biçimde sağlanabilmelidir. Buna dönük olarak, tanımlı sağlık kuruluşları belirlenmeli, kadınların bu kuruluşlardan yararlanabilmelerine yönelik bilgilendirmeler yapılmalıdır. 


Salgın yönetim politikaları açısından:

  • Salgın sürecinde doğru, kapsamlı ve sürekli bilgi paylaşımı karşılıklı güven sağlama  ve koordinasyon sağlama açısından önem taşımaktadır. Salgınla ilgili bilgi paylaşımı hızlı ve detaylı, yer ve bölgesel (tüm yerleşim alanlarıyla ilgili) bilgilerle birlikte, net olarak yapılmalıdır. Sağlık hizmet alanlarındaki durum detaylı olarak ortaya konulmalıdır.
  • Başta Türk Tabipleri Birliği (TTB) olmak üzere ilgili meslek odaları ile süreç ortaklaşa sürdürülmelidir.
  • Sağlık çalışanları başta olmak üzere tüm zorunlu işlerde çalışanlara yönelik koruyucu ekipmanlar sağlanmalı, eksiklikler derhal giderilmelidir.
  • Tüm eylem planları kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Aşamalar tanımlanmalıdır.
  • Bu sürecin otoriter politikalar ve eşitsiz  sunulan hizmetler ile aşılamayacağı açıktır. Süreç boyunca şeffaf, bilgilendirici ve adil olarak hizmetler sunulmalı; gerekli kısıtlamalar bilimsel gerekçelere dayandırılarak uygulanmalıdır.    
  • Pandemi kurullarında plancılar yer almalı, kentleşmenin salgının yayılmasındaki kritik önemi düşünüldüğünde özellikle şehir plancılarının bu süreçteki yerinin önemli olması kaçınılmazdır.
  • Salgının daha çok yoğun kentsel alanlarda gerçekleşmesi gerçeğinden hareketle, parti farkı gözetmeksizin merkezi yönetim yerel yönetimlerle acil ve etkili biçimde işbirliğine gitmelidir. Yerel yönetimlere dönük kayyum atama, bağış hesaplarını bloke etme gibi merkezi müdahalelere son verilmelidir. Yerele göre farklılaşan salgın seyri, yerel çözümler gerektirmektedir. Bu sebeple yerel yönetimlerin sürece etkin olarak katılımı sağlanmalı, çalışmalarını kısıtlayacak kararlar derhal terk edilmelidir.
  • Ev içi şiddetin artmasının engellenmesine yönelik acil olarak önlemler alınmalı, bu konuda sunulan hizmetlerin sayısı salgın dönemi boyunca arttırılmalıdır.


Bulaşıyı azaltmak ve izolasyonu etkin olarak sağlama açısından:

  • Temel, zorunlu ve acil  hizmet üreten iş kolları hariç salgın süresince tüm işlerde çalışma acilen durmalı, çalışanlara ücretli izin verilmelidir.
  • Toplu taşıma araçlarının kullanımındaki veriler emekçi sınıfın hareketliliğinin ekonomik nedenlerle hala sürdüğünü açıkça göstermektedir. Halk sağlığını korumak amacıyla, izolasyonlar etkin biçimde, ayrımcı ve hiyerarşik olmadan hayata geçirilmelidir.
  • Toplumun her kesiminin evde kalabilmesini sağlamak özellikle kayıtdışı ve marjinal işlerde çalışanlar ve göçmenler açısından kritiktir. Bu nedenle herkese salgın boyunca yaşamlarını idame ettirecekleri ücretler sağlanmalıdır. İşsizlere koşulsuz işsizlik maaşı ödenmelidir.
  • Tüketim denetlenmeli, kapitalist tüketim alışkanlıkları sınırlandırılarak sadece temel ve zorunlu hizmet ve üretimlerin sağlanmasına dönük politikalar uygulamaya konulmalıdır. Bu uygulanmadığı durumda, devam eden üretim, ulaşım ve kargo süreçleri neticesinde ürünler ve insanlar arası ilişki yoğunluğu sürdürülerek bulaşıya uygun ortam oluşturulmaktadır.


Salgın ancak bilimsel aklın rehberliğinde kontrol altına alınabilir. Ancak, Pandemi Bilim kuruluna hizmet ve acil durum mekansal organizasyon konusunda görüş oluşturabilecek planlama uzmanlarını dahil etmeyen AKP, bu süreçte dahi muhafazakar siyasaları çerçevesinde toplumu dini veçhelerle salgın sürecinin ölümcül - maddi sonuçlarını kabullendirmeyi hedefleyerek, iktidarını ayakta tutmaya çalışmaktadır. Esasen bu, AKP`nin salgın krizinde, siyasal olarak çaresizliğini açık etmektedir. 

Sonuç olarak, süreç boyunca halk sağlığın korumak üzere, hizmet sunumu ve mekansal organizasyonu sağlamak üzere alınacak planlama kararları asla otoriterleşmeye dönüşmeden uygulanmalıdır. Açıktır ki, kentsel toplumsal eşitsizlikler ve çelişkiler tümüyle maddileşmiştir ve siyasal iktidar neden olduğu tüm sorunları daha da otoriterleşerek örtbas etmeye meyillidir.

Bu tarihsel dönem ancak dayanışmayı ve yeni dünya tahayyüllerimizi canlı tutarak aşılacaktır.

TMMOB Şehir Plancıları Odası

Okunma Sayısı: 486

Tüm Basın Açıklamaları

 
Copyright © 2007-2020
TMMOB Şehir Plancıları Odası

 
ATATÜRK BULVARI BULVAR APT. 219/ 7 ÇANKAYA/ANKARA
TEL: (+90) 312 418 30 75   FAKS:(+90) 312 417 90 55
e-POSTA: spo@spo.org.tr

Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.

ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME

Hesap No'larımız:
POSTA ÇEKİ = 107581
İŞ BANKASI =TR 150 00 64 00 000 142 990 496 497
VAKIFBANK =TR 230 00 150 01 58 00 184 530 2308
GARANTİ BANKASI =TR 33 000 62 000 52 80 000 62 99 383

Key Yazılım Çözümleri A.Ş.