TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ
ANA SAYFA BİZE ULAŞIN BAĞLANTILAR SİTE HARİTASI

13 KASIM 2019 ÇARŞAMBA  

HAKKIMIZDA MEVZUAT YAYINLAR KOMİSYONLAR TUPOB KOLOKYUM
ADANA  ANKARA  ANTALYA  BURSA  DİYARBAKIR  İSTANBUL  İZMİR  KAYSERİ  KONYA  MUĞLA  SAMSUN  TRABZON
SPOBİS ÜYE GİRİŞİ SPOBİS PERSONEL GİRİŞİ

GENEL MERKEZ 

 
 
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB

      DÜNYA ÇEVRE GÜNÜNDE, DOĞAYA KARŞI YIKICI TUTUM MECLİS GÜNDEMİNDE

HABER

Yayına Giriş Tarihi: 05.06.2003
Güncellenme Zamanı: 05.06.2003 14:46:08
Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ

 

 
Çevresel duyarlılığa her zamankinden daha fazla sahip çıkılması gereken bir günde, 5 Haziran Dünya Çevre Gününde, TBMM'nin gündeminde yer alan yasa tasarısı, tüm bu gelişmelere sırtını dönmüş ve doğal değerlerimizi alınıp satılan bir piyasa malı olarak gören bir tutum içermektedir.
 

BASINA VE KAMUOYUNA
05/06/2003

Sağlıklı ve Temiz Bir Çevrede Yaşamak Temel İnsan Hakkıdır
5 haziran 1972 tarihi, çevresel ve doğal değerlere karşı duyarlılığın temel insan hakkı mertebesine ulaşmasında oldukça önemlidir. O tarihte Stockholm'de toplanan Birleşmiş Milletler Çevre ve İnsan Konferansında, "sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşamanın temel bir insan hakkı olduğu" kabul edilmiştir. O tarihten beri de Konferansın yıldönümü olan 5 Haziran günü tüm dünyada "Dünya Çevre Günü" olarak kutlanmaktadır.

Doğal Varlıklar ve Değerler Sınırsız, Sonsuz ve Tükenmez Değildir
Geride bıraktığımız 30 yıllık süre, yaşadığımız çevreye ve sahip olduğumuz doğal değerlere karşı geliştireceğimiz tavrın niteliğinde çok önemli dönüşümlerin ve ilerlemelerin yaşandığı, bu bağlamda pek çok yeni kavramın ortaya atıldığı bir dönem oldu. Bu gelişmelerin temel eksenini; doğal varlıkları ve değerleri barındıran yaşam çevrelerimizin sonsuz, tükenmez ve sınırsızca kullanılabilecek bir yapıda olmadığının anlaşılması oluşturmaktadır. Bu anlayıştan hareketle de başta ekonomik kalkınma politikaları olmak üzere yaşam çevrelerimize müdahale etmeyi içeren pek çok alanda yürütülecek etkinliklerin, doğal varlıkların, çevresel değerlerin kısa vadede yok olmasının önlenmesini ve bunların gelecek kuşaklara aktarılmasını veri alması ilkesi yaygınlık kazanmıştır. Sürdürülebilirlik kavramı ve bu kavramın uygulanmasına dönük stratejiler bu ilkenin en somut ifadeleridir. Bu gelişmelerin uluslararası düzeylerde ele alınması da çevre alanındaki politika ve uygulamalardan toplumların sadece kendilerine karşı değil kendileri dışındaki dünyaya karşı da sorumlu tutulmaları ile ilişkilidir. Bugün artık herkes tarafından kabul edilmesi gereken bir gerçek var. Her toplum doğal ve çevresel varlıklarını ve değerlerini korumak, bunları gelecek kuşaklara aktarmak sorumluluğuna sahiptir.

Dünya Çevre Gününde Doğal Sit Alanları Tehdit Altında
Çevresel duyarlılığa her zamankinden daha fazla sahip çıkılması gereken bir günde, 5 Haziran Dünya Çevre Gününde, TBMM'nin gündeminde yer alan yasa tasarısı, tüm bu gelişmelere sırtını dönmüş ve doğal değerlerimizi alınıp satılan bir piyasa malı olarak gören bir tutum içermektedir. Birinci derece doğal sit alanlarını yapılaşmaya açmayı hedef alan ve hali hazırda bu alanlardaki kaçak yapıları da yasallaştırarak imar affı getiren bu yasa düzenlemesi, sadece bizlerin değil tüm dünyanın ve gelecek kuşakların ortak malı olan doğal değerlerimizi özel mülkiyete açmaya hazırlanmaktadır. Ekolojik değerler ve bitki örtüsü açılarından doğal, üstün ve özgün nitelikleri olan doğal sit alanlarının korunmasına ve buraların herkesin yararlanması için açık alanlar olarak kalmasına özel bir önem atfedilmesi kamu ve toplum yararı açısından bir gereklilik olduğu gibi dünyanın üzerinde hemfikir olduğu evrensel değerlerin de bir gereğidir. AKP iktidarınca yapılan ve "sürpriz kaynak" olarak nitelendirilen dahiyane! buluşun, doğal sit alanlarından yararlanmayı yapılaşarak rant sağlamak ve korumayı ise yapılaşma oranını %6'da tutmak biçiminde içerdiği iddia edilmektedir. Bu kabul edilmesi mümkün olmayan bir tutum olduğu gibi aslında büyük bir kandırmacadır. Bu yasa düzenlemesinin amacı kısa vadede tüm toplumun ortak malı olan ve dünya mirası konumundaki doğal değerlerin kişilere peşkeş çekilmesi uzun vadede ise bu uygulamanın tüm doğal, kültürel ve tarihi miras konumundaki alanlara yayılmasıdır.

Büyük Tehlike Yakında
Meclis gündeminde bulunan tasarının yasalaşması halinde ülkeyi büyük bir tehlike beklemektedir. Bu tehlike kıyıların, orman alanlarının, doğal alanların yağmalanmaya başlanması tehlikesidir. Yasa tasarısının imar affı da getiriyor olması, geçmiş dönemlerde de tanıklık etmiş olduğumuz gibi pek çok alanı işgal etmeyi ve yağmalamayı bekleyen kesimleri cesaretlendirecek ve önümüzdeki günlerde tartışmaya açılacak genel nitelikli bir imar affının zeminini hazırlayacaktır. İmar afları konusunda yaşadığımız geçmiş tecrübelerimiz her affın bir sonraki affa zemin hazırladığını ve her affın toplumsal ve mekansal değerlerimize geri dönüşü mümkün olmayan zararlar verdiğini göstermektedir. Hükümetin, yaklaşan yerel seçimlere hazırlanmak ve seçim yatırımı yapmak adına ülkeye çok önemli zararlar verecek böylesi bir tavır içinde olması kaygı vericidir.

TBMM Çevrenin Korunması Sorumluluğunu Taşımayacak Mı?
5 Haziran Dünya Çevre Gününde, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek olan Kanun Tasarısı, doğal varlıkların ve çevresel değerlerin benzersiz örneklerinin bulunduğu birinci derece doğal sit alanlarını yapılaşmaya açarak kendimize ve insanlığa karşı sorumluluklarımızı yerine getirmeyeceğimizi ilan etmektedir. Eğer Tasarı mevcut haliyle Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından da uygun görülürse, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye toplumuna ve insanlığa karşı doğal çevrenin korunması sorumluluğunu taşımadığını ilan etmiş olacaktır.

Başta T.C. Anayasası ve taraf olunan uluslararası anlaşmalara aykırılık taşıyan ve dünyanın üzerinde uzlaşma sağladığı evrensel değerleri yok sayan düzenlemelerde, toplumun pek çok kesiminin karşı çıkışına rağmen ısrar eden AKP hükümetine yaptığı yanlışı gösterme görevi en başta TBMM'ne düşmektedir. TBMM, tezkere oylamasında gösterdiği doğru tavrı doğal sit alanlarını işgale ve yağmaya açan söz konusu yasa tasarısını reddederek de göstermelidir. Bu, toplum ve kamu yararından yana olan, ülkenin geleceğinin kısa vadeli rant hesaplarına kurban edilmesine razı olmayan başta milletvekilleri olmak üzere hepimizin görevi ve sorumluluğudur.

Şehir Plancıları Odası olarak bu sorumluluğumuzu yerine getirmek amacıyla hafta başında TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine, diğer komisyonların başkanlarına ve partilerin grup başkan vekillerine kapsamlı bir rapor ilettik. Raporda, mevcut yasa tasarısının içerdiği olumsuzluklara ilişkin görüşlerimizin yanı sıra imar aflarının yarattığı yıkıcı sonuçları ortaya koyan değerlendirmeler yer almaktadır. Şehir Plancıları Odasının geçmiş birikimleri doğrultusunda hazırlanan raporda dile getirilen görüşlerimizin dikkate alınması halinde, TBMM'nin gerek doğal sit alanlarının yapılaşmaya açılması gerekse imar affı düzenlemeleri konularında doğru bir tavır sergileyeceğine olan inancımız tamdır.

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI YÖNETİM KURULU Adına

Osman BALABAN
II. Başkan

Okunma Sayısı: 2375

Tüm Haberler

 
Copyright © 2007-2019
TMMOB Şehir Plancıları Odası

 
ATATÜRK BULVARI BULVAR APT. 219/ 7 ÇANKAYA/ANKARA
TEL: (+90) 312 418 30 75   FAKS:(+90) 312 417 90 55
e-POSTA: spo@spo.org.tr

Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.

ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME

Hesap No'larımız:
POSTA ÇEKİ = 107581
İŞ BANKASI =TR 150 00 64 00 000 142 990 496 497
VAKIFBANK =TR 230 00 150 01 58 00 184 530 2308
GARANTİ BANKASI =TR 33 000 62 000 52 80 000 62 99 383

Key İnternet Hizmetleri Ltd. Şti.