TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ
ANA SAYFA BİZE ULAŞIN BAĞLANTILAR SİTE HARİTASI

13 KASIM 2019 ÇARŞAMBA  

HAKKIMIZDA MEVZUAT YAYINLAR KOMİSYONLAR TUPOB KOLOKYUM
ADANA  ANKARA  ANTALYA  BURSA  DİYARBAKIR  İSTANBUL  İZMİR  KAYSERİ  KONYA  MUĞLA  SAMSUN  TRABZON
SPOBİS ÜYE GİRİŞİ SPOBİS PERSONEL GİRİŞİ

GENEL MERKEZ 

 
 
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB

      ORMAN ALANLARININ SATIŞINA HAYIR!

HABER

Yayına Giriş Tarihi: 28.07.2003
Güncellenme Zamanı: 28.07.2003 14:48:36
Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ

 

 
Bilindiği üzere, AKP Hükümeti son dönemlerde gündeme getirdiği Hazine arazilerinin satışı, Madencilik Kanununda değişiklik, kıyı alanlarının elden çıkarılması, birinci derece doğal sit alanlarının yapılaşmaya açılması, okul alanlarının satılması gibi düzenlemelerle doğal, kültürel, tarihi ve yeraltı değerlerimizi yağmaya açıyor, buraların tahribine olanak sağlıyor. Korumanın nasıl sağlanacağı yönünde tartışmaların ve düzenlemelerin yapılması gerekirken, "ne yapalım koruyamadık satalım" yaklaşımını sergiliyor ve korumanın gereksizliğini savunuyor ve öne çıkarıyor.
 

BASINA VE KAMUOYUNA
28/07/2003

Bilindiği üzere, AKP Hükümeti son dönemlerde gündeme getirdiği Hazine arazilerinin satışı, Madencilik Kanununda değişiklik, kıyı alanlarının elden çıkarılması, birinci derece doğal sit alanlarının yapılaşmaya açılması, okul alanlarının satılması gibi düzenlemelerle doğal, kültürel, tarihi ve yeraltı değerlerimizi yağmaya açıyor, buraların tahribine olanak sağlıyor. Korumanın nasıl sağlanacağı yönünde tartışmaların ve düzenlemelerin yapılması gerekirken, "ne yapalım koruyamadık satalım" yaklaşımını sergiliyor ve korumanın gereksizliğini savunuyor ve öne çıkarıyor.

TBMM'de oylaması yarın yapılacak olan Anayasa'nın 170. maddesindeki değişiklikle, doğal değerlerimizden olan ormanlarımız işgalcilerine teslim ediliyor. Hükümet orman vasfını yitiren alanlara yönelik düzenlemelerle, üzerinde yoğun yapılaşma olan yerleşmeleri (Sultanbeyli, Çavuşbaşı vb.) örnek göstermek suretiyle, gerçek niyetini saklamakta, kamuoyunu aldatmaya çalışmaktadır. Bu yapıların yıkılmasının mümkün olmadığına yönelik masum bir söylem kullanmakta, işgali meşrulaştırma çabasına girmektedir.

Oysa orman vasfını yitiren arazilerin çok büyük bir kısmının (yaklaşık %85) üzerinde yapılaşma yoktur. Yapılaşma bulunan yerler ise birbirinden çok farklı özelliklere sahiptir. Sultanbeyli gibi orman vasfını yitirmiş ve kentleşmiş alanlar kaçak yapılaşmanın örneklerinden sadece biridir. Bu yerleşmeler ile orman alanları, su havzaları yok edilmiş, kamu toprakları yağmalanmıştır. Kamu mallarını ilk işgal edenler zenginleşmiş, süreç içinde haksız kazançlar elde edilmiş, kamu toprakları zamanla el değiştirmiştir. Bugün buralarda oturanların büyük kısmı arsalarına para ödemişlerdir. Bu nedenle işgalcilerden herhangi bir gelir beklemek mümkün değildir.

Yerleşmelerin yoğun olduğu yerlerin işgalcilere satılması hiçbir sorunu çözmeyecek, var olan sorunları ağırlaştıracaktır. Sultanbeyli örneğinde olduğu gibi bu alanlar insanca yaşanabilir, düzenli, planlı yerleşmeler değildir. Yeterli miktarda eğitim, sağlık, yeşil, spor, otopark, rekreasyon gibi kullanımları olmadığı gibi yerleşmelerin her noktasında konut bulunmaktadır. Bu alanlardaki her bir parselin satılması demek, insanların yoksulluğa ve yoksunluğa mahkum edilmesi demektir. Kente, yerleşmeye sadece mülkiyet ve fiziksel yapılaşma açısından yaklaşmak sorunun çözümlenmesine hizmet etmeyecek, sorunları daha derinleştirecektir. Kaçak yapılaşmaların bulunduğu bu tür alanlar, kentle bütünleşememiş, sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik açıdan sorunlu alanlardır. Mülkiyetin satılması, bu alanların planlanmasını, yeşil alan, eğitim, sağlık, yeşil, çocuk parkı gibi sosyal ve kentsel altyapı alanlarının ayrılmasını engelleyecektir. İnsanların zorunlu ihtiyaçların sağlanması için ka!
mulaştırma yoluna gidilecek, devlet önce sattığı arsayı tekrar almak zorunda kalacaktır. Ekonomik kaynak elde etmek bir yana savurganlık yapılmış olacaktır.

Orman vasfını yitirmiş alanların bir kısmının üzerinde ise lüks villalar bulunmaktadır. Buraları işgal edenler ya da büyük paralar karşılığı satın alanlar, ormanların içinde veya yakınında bulunarak, yalıtılmış konut alanlarında keyifli bir yaşam sürdürme peşindeler. Arazi mafyalarından satın alınan, tapusu, planı, ruhsatı olmayan bu taşınmaz malları ve üzerindeki yapıları sorgulamanız bile mümkün olmayacaktır. Sahipleri, kamunun yarattığı değere haksızca el koyan önemli ve güçlü kişilerdir. Bu alanların tek sorunu vardır o da tapularının olmamasıdır. Hükümet her alanda olduğu gibi bu alanda da varsıl insanların önünü açmakta, sorunlarını çözmeye çalışmaktadır. Anayasa değişikliğinin gündeme getirilme amaçlarından birisi de budur. Ancak bu değişiklikle, orman köylüsünün kullandığı araziler elden çıkarılmakta, toplumsal barış bozulmakta, yoksul ve varsıl kesimler arasındaki uçurum derinleşmekte ve orman köylüsü göçe zorlanmaktadır. Sultanbeyli'de 1957 yılında Köy statüsünde iken, 1987 yılında Belediye olmuştur. Bu süreçte, orman köylüsü dışındaki kişiler ve arazi mafyaları tarafından bu alan kuşatılmış ve belediye bizzat işgale yol gösterici olmuştur. Hükümet bu durumu yasal hale getirerek bir anlamda aynı yolu izlemekte ve kamu malını işgal edenlere satış gerçekleştirerek bir kenti ve toplumun tümünü cezalandırmaktadır.

Diğer taraftan bazı orman vasfını yitirmiş alanlar çevreyi kirleten, doğal güzelliği bozan sanayi ve turizm tesisleri ile işgal edilmiştir. Bunlara mülkiyet hakkının verilmesi, yer seçim açısından uygun olmayan sanayi ve turizm gibi benzeri tesislerin yasallaştırılmasına yol açacaktır.

Orman vasfını yitiren her alanın kullanıcılara satılması orman alanlarının tahribine neden olacaktır. Bu alanların bir kısmı ormanların ortasında, arasında veya bitişiğinde bulunuyor. Buraların yerleşime açılması ormanların bütünlüğünü, sürekliliğini bozarak, ormanların tahribatına neden olacaktır. Bazı alanların yerleşim alanları ile orman alanlarında planlama açısından boş bırakılması, geçiş bölgesi olarak ele alınması gerekecektir. Böylelikle orman alanların korunması, yerleşmenin bu yöne gelişmesi engellenecektir. Orman içinde kalan yerleşmelere, elektrik, su, yol gibi alt yapı hizmetlerin götürülmesi de orman tahribatına neden olacaktır.

Orman vasfını yitirmiş olan ve üzerinde yerleşme bulunan alanların bir kısmı ise jeolojik/jeoteknik açıdan yerleşime uygun olmayan alanlarda kalması muhtemeldir. Ayrıca bazı alanlar yerleşime açılması mümkün olmayan sahil şeritlerinde, özel çevre koruma bölgelerinde, sit alanlarında, yayla, kışlak ve mera vasfı içindedir. Bu alanlarda bulunan yapıların özel kanunlar uyarınca yıkılması zorunludur. Yapılaşmaya izin verilmemesi gerekir. Üzerinde yapılaşmaya izin verilmeyen alanların satılması da ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara yol açacaktır. Özel kanunlar ve planlama kararları uyarınca boşaltılması, iyileştirilmesi, dönüştürülmesi gerek alanlarda bu tür uygulamaların gerçekleştirilmesi olanağı ortadan kalkacaktır.

Orman vasfını yitirmiş ancak kadastrosu, planı, imar uygulaması yapılmayan alanların satışı sorunlara yeni sorunlar ekleyecektir. Kadastro haritalarında veya imar planlarında yola cephesi bulunmayan arsaların satışına rağmen bu arsalar üzerinde yapı yapılması yasal açıdan mümkün olmayacaktır.

Orman vasfını yitirmiş ve sorunlu alanların yeni yaratılan sorunlarını çözmek için üzerinde bulunan yapılar yasallaştırılmasına yönelik bir af çıkarılacak, bu yönde ortam şimdiden hazırlanmış olacaktır. Diğer taraftan henüz yapılaşmaya açılmamış, ancak kullanılan alanlarda çok büyük rantlar elde edilecektir.

Bütün bu sorunların ortadan kaldırılması için Hükümeti bilim ve tekniğin kurallarına uyulmasına, mevcut yasaların derhal uygulanması için göreve çağırıyoruz. Bir yerde kuralların uygulanmaması, kuralsızlığın kabul edilmesi diğer yerlerde kuralların uygulanmasını olanaksızlaştırmaktadır. Hükümet Orman vasfını yitirmiş alanların satışından vazgeçilmelidir. Kadastrosu yapılmadığı için orman olan, ancak uygulamada orman sınırları dışına çıkarılan/çıkarılacak olan uygulamaların önünü açan Anayasa değişikliği yapılmamalıdır. Ülkenin yok edilen doğal ve tarihi değerlerinin yeniden üretilmesi söz konusu olamayacağına göre, doğal ve kültürel mirası koruma sorumluluğundan kaçınılamaz. Aksi halde tarih önünde hesap vermek gerekecektir.

Bu koşullarda Sayın Milletvekillerimize henüz geç olmadan çağrıda bulunuyoruz. Yarın TBMM gündemine son kez gelecek olan Anayasa teklifi için, gelecek kuşaklarında bu yerlerde hakları olduğunu da göz önünde bulundurarak, tarihe karşı görev ve sorumluğunuzu yerine getirecek şekilde karar vermelerini bekliyoruz.


TMMOB Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu Adına
Nevzat CAN
Yönetim Kurulu Üyesi

Okunma Sayısı: 1648

Tüm Haberler

 
Copyright © 2007-2019
TMMOB Şehir Plancıları Odası

 
ATATÜRK BULVARI BULVAR APT. 219/ 7 ÇANKAYA/ANKARA
TEL: (+90) 312 418 30 75   FAKS:(+90) 312 417 90 55
e-POSTA: spo@spo.org.tr

Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.

ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME

Hesap No'larımız:
POSTA ÇEKİ = 107581
İŞ BANKASI =TR 150 00 64 00 000 142 990 496 497
VAKIFBANK =TR 230 00 150 01 58 00 184 530 2308
GARANTİ BANKASI =TR 33 000 62 000 52 80 000 62 99 383

Key İnternet Hizmetleri Ltd. Şti.