TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ
ANA SAYFA BİZE ULAŞIN BAĞLANTILAR SİTE HARİTASI

24 AĞUSTOS 2019 CUMARTESİ  

HAKKIMIZDA MEVZUAT YAYINLAR KOMİSYONLAR TUPOB KOLOKYUM
ADANA  ANKARA  ANTALYA  BURSA  DİYARBAKIR  İSTANBUL  İZMİR  KAYSERİ  KONYA  MUĞLA  SAMSUN  TRABZON
SPOBİS ÜYE GİRİŞİ SPOBİS PERSONEL GİRİŞİ

GENEL MERKEZ 

 
 
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB

      23.07.2006 TARİH VE 26237 SAYILI RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANAN “KORUMA AMAÇLI İMAR PLANLARININ YAPIMINA İLİŞKİN TEBLİĞ"E AÇMIŞ OLDUĞUMUZ DAVADA KARAR.

DAVALAR

Yayına Giriş Tarihi: 16.08.2010
Güncellenme Zamanı: 18.08.2010 15:44:19
Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ

 

 
23.07.2006 tarih ve 26237 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Koruma Amaçlı İmar Planlarının Yapımına İlişkin Tebliğ"e açmış olduğumuz davada karar.
 

 DAVA DİLEKÇESİ:

 

DANIŞTAY 6. DAİRESİ BAŞKANLIĞI‘NA

 

DAVACI                            : TMMOB Şehir Plancıları Odası

                                     Hatay Sok. No:24/17 Kocatepe ANKARA

 

VEKİLİ                             :  Av. Koray CENGİZ

                                    Hatay Sok. No:24/17 Kocatepe ANKARA

 

DAVALI                            :  Kültür ve Turizm Bakanlığı

                                             ANKARA

 

DAVA KONUSU              :  Davalı İdare tarafından 23.07.2006 tarih ve 26237 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan "Koruma Amaçlı İmar Planlarının Yapımına İlişkin Tebliğ"in düzenleyici idari işlem olarak öncelikle yürütmesinin durdurulmasına ve takiben iptaline karar verilmesi talebidir.

 

BİLDİRİM TARİHİ        :  Dava konusu tebliğ 23.07.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmış olup bu düzenleyici işleme dayalı uygulayıcı idari işlemlerin varlığı tarafımızdan 05.12.2007 tarihinde öğrenilmiştir. 

 

AÇIKLAMALAR               :

 

 

 

Dairenizce 17.09.2008 tarihinde 2008/775 E., 2008/5611 K. sayılı karar ile dilekçe ret kararı verilmiştir. Kararın tarafımıza tebliğinden itibaren 30 gün içinde işbu dilekçe ile davamız yenilenmektedir.

 

 

 

DAVA KONUSU İDARİ İŞLEMİN NİTELİĞİ YÖNÜNDEN

 

 

Yürütme ve idarenin genel, objektif ve bireysel nitelikte olmayan işlemlerinin düzenleyici idari işlem olarak tarif edildiği düşünüldüğünde dava konusu idari işlemin düzenleyici bir idari işlem olduğu açıktır. Davalı idare tarafından 23.07.2006 tarih ve 26237 sayılı Resmi Gazete‘de yayınlanan dava konusu tebliğ tüm ülkede, bütün illerin belediyelerinde ve kurulmuş Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarının tamamında sonuç doğuracak bir düzenleme öngörmektedir. Bu nedenle açıkça düzenleyici bir idari işlemdir.

 

Öte yandan dava konusu tebliğ aşağıda ayrıntılı olarak da ifade edileceği üzere gerek 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gerekse Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi ve Müelliflerine İlişkin Usul ve Esaslara Ait Yönetmelik hükümlerinden tamamen bağımsız ve bunlara aykırı olarak yani kanun ile oluşturulan hukuki düzenlemeden farklı yeni bir düzenleme öngörmekte olup bu nedenle de düzenleyici idari işlemlerin niteliklerine sahiptir.

 

Dairenizce de bilindiği üzere özellikle genelge, yönerge ya da tebliğ gibi işlemler idarenin iç düzen işlemi izlenimi verseler de bir işlemin gerçek niteliğinin ismine bakarak değil de içeriğine bakarak anlaşılabileceği ortadadır.

 

Dolayısıyla yukarıda da ifade edildiği gibi dava konusu tebliğ;, tek taraflı irade açıklaması ile tesis edilmiş, kesin ve yerine getirilmesi zorunlu nitelikte olup genel ve objektif kurallar içerdiği ve ayrıca  ülke düzeyinde de  uygulanacak olması nedeniyle herkesi ilgilendiren nitelikte bir işlem olduğu için açıkça düzenleyici idari işlem niteliğindedir. 

 

 

DAVA AÇMA SÜRESİ YÖNÜNDEN

 

 

Dava konusu tebliğ, 23.07.2006 tarih ve 26237 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanmış düzenleyici bir idari işlemdir. Öte yandan söz konusu tebliğe dayanarak ülke çapındaki Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları karar almaya, idari işlem tesis etmeye başlamışlardır.

 

İstanbul III numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü‘nün 29.11.2007 tarih ve 02423 sayılı yazısı 05.12.2007 tarihinde tarafımıza ulaşmış olup yazı ekinde yer alan Kurulun 11.09.2007 tarih ve 2652 sayılı kararı içeriği açıkça dava konusu tebliğe dayanmaktadır.

 

Aynı şekilde Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü‘nün 23.11.2007 tarih ve 2998 sayılı yazısı 05.12.2007 tarihinde tarafımıza ulaşmıştır. Söz konusu yazı ekinde Kurulun 15.09.2007 tarih ve 2936 ve 2945 sayılı kararları yer almakta olup bu kararlar da açıkça dava konusu tebliğe dayanılarak oluşturulmuştur.

 

Öte yandan davalı İdareye bağlı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü‘nün 23.11.2007 tarih ve 196821 sayılı yazısı 29.11.2007 tarihinde tarafımıza ulaşmış olup söz konusu yazıda açıkça tebliğin uygulanmasına ilişkin bir uygulayıcı idari işlemi karşılamaktadır.

 

Dolayısıyla dava konusu düzenleyici idari işleme dayanılarak oluşturulan uygulayıcı idari işlemlerden yukarıda belirtilen tarihlerde haberdar olunmuştur.

 

Aşağıda da açıklanacağı üzere esasen dava konusu tebliğ koruma amaçlı imar planlarının yapımına ilişkin bir zaman aralığı öngörmekte olup zaten bu süreye çeşitli belediyeler ve koruma bölge kurulları tarafından uyulması süreklilik arz eden bir idari işlemi ortaya koymaktadır.  Bu nedenle dava açma süresi kesilmeksizin yeniden başlamaktadır.

 

Dairenizce de bilindiği üzere 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu‘nun 7. maddesinin 4. fıkrası uyarınca: "İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler."

 

Tarafımızdan işbu dava ile düzenleyici idari işlem olan "Koruma Amaçlı İmar Planlarının Yapımına İlişkin Tebliğ"in iptali talep edilmektedir. Söz konusu tebliğ gerek nesnel nitelikte olması gerekse tüm koruma bölge kurullarını etkileyecek nitelikte olması nedeniyle düzenleyici işlem olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

 

 

 

 

DAVA AÇMA EHLİYETİ YÖNÜNDEN

 

 

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Şehir Plancıları Odası, 6235 ve 3458 sayılı yasalara göre kurulan TMMOB‘ye bağlı, kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütü olup, alanına ilişkin önemli bir meslek odasıdır.

 

Kanun, oda tüzüğü ve ilgili yönetmeliklerde belirtildiği gibi Şehir Plancıları Odası, mesleğin ve meslektaşların hak ve çıkarlarını korumak, şehir planları ve uygulamalarının, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun yapılmasını denetlemek, bu konudaki eksiklikleri, yanlışlıkları ortadan kaldırmak için gerekli çalışmaları yapmakla yükümlüdür.

 

Öte yandan Ankara Barosu, 1136 s. Avukatlık Kanunu‘nun 76. maddesine göre kurulmuş, madde metninde de ifadesini bulduğu üzere hukukun üstünlüğünü öncelikli amacı haline getirmiş kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşudur. 

 

TMMOB Şehir Plancıları Odası ve Ankara Barosu, kurulduğu günden bu yana, kanunlara, şehircilik bilimine ve kamu yararına aykırı olan uygulamalara karşı mücadelesi çerçevesinde gerektiğinde yasal süreçleri de izleyerek görevini yerine getirmekle yükümlüdür ve somut davayı da bu nedenle açmaktadır. İptali istenen tebliğ ve bu tebliğin uygulanması kamuyu ve kamu yararını doğrudan ilgilendirdiği gibi açıkça kanuna aykırı düzenlemeler getiren bir düzenleyici işlem olduğundan Ankara Barosu Başkanlığı ile TMMOB Şehir Plancıları Odasının dava ehliyetinin olduğu da şüphesizdir.

 

 

ESAS YÖNÜNDEN GEREKÇELERİMİZ

 

 

Bilindiği üzere ‘sit alanları‘ ile ilgili olarak, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 5226 sayılı Kanunla değişik 17. Maddesi a bendinde,

 

"..... koruma amaçlı imar plânı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda ilgili meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve plândan etkilenen hemşerilerin katılımı ile toplantılar düzenleyerek koruma amaçlı imar plânını hazırlatıp, incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. İki yıl içinde koruma amaçlı imar plânı yapılmadığı takdirde, geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarının uygulanması, koruma amaçlı imar plânı yapılıncaya kadar durdurulur. Bu iki yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle plân yapılamadığı takdirde koruma bölge kurulunca bu süre bir yıl daha uzatılabilir."

 

hükmüne yer verilmiştir.

 

Yine anılan Kanunda hazırlanması hükme bağlanan Yönetmeliklerle ilgili olarak, 26.07.2005 tarih ve 25887 Resmi Gazetede, "Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi ve Müelliflerine İlişkin Usul ve Esaslara Ait Yönetmelik" yayımlanmıştır.

 

2863 s. Kanunda değişiklik yapan 5226 s. Kanunun 14 Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe girmiş olması nedeniyle koruma planlarının yapılması için Kanunda tanımlı 2 yıllık süre, 14 Temmuz 2006 tarihinde sona ermiştir. Bu tarihe kadar koruma planı yapılmamış sit alanları varsa Koruma Kurullarınca zorunlu gerekçelere dayanarak sürenin 1 yıl daha uzatılmış olması gerekir ki bu süre de 14 Temmuz 2007 tarihinde sona ermiştir.

 

Bakanlıkça 23.07.2006 tarih ve 26237 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan dava konusu Tebliğde; Kanunun ilgili maddesi hatırlatılarak ve yayımlanan Yönetmelik‘in uygulanmasında ortaya çıkan sorunların Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunda değerlendirilerek, 03.05.2006 tarih ve 712 sayılı bir karar aldığı bildirilmiştir. Tebliğde, bugüne kadar yerel yönetimlerin çoğunluğu tarafından anılan Kanun maddesinin gereğinin yerine getirilmediğine yer verilmiştir. Bu Kanun maddesi ve Yönetmelik hükümleri uyarınca plan yapımı için verilen sürenin Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 26.07.2005 tarihinden itibaren geçerli olduğu ve süresi içinde koruma amaçlı imar planlarının yapımının ülkemizin kültürel ve doğal değerlerinin tahribata uğramaması, sit alanı ile imar hakları kısıtlanan vatandaşların mağduriyetinin önlenmesi için ilgili idarelere hatırlatma yapılmıştır.

 

Hukuki normlar gereği Kanunda yer verilmeyen bir konunun diğer mevzuat çerçevesinde kural haline getirilmesi olanaklı değildir. Yani idarenin düzenleme yetkisini kullanarak yapacağı düzenleyici işlemler dayandıkları üst hukuk kurallarına AYKIRI OLMAMAK ZORUNDADIR. Kanun süre konusunda açıktır, 17. Madde hükümleri de 5226 s. Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 14 Temmuz 2004‘den itibaren geçerlidir ve bu tarihten itibaren uygulanması gerekir. Bu nedenle Kanunda tanımlı sürenin Yönetmelik ya da Tebliğ ile değiştirilmesi mümkün değildir. Kaldı ki Kanun, Yönetmeliklerin de 1 yıl içinde yapılmasını hükme bağlamış, ancak koruma planlarının yapımı için Yönetmeliklerin yapılmasını başlangıç kabul etmemiştir. Ayrıca söz konusu Yönetmelik, koruma planlarının yapımı için tanımlı sürelere yer veren herhangi bir hüküm de içermemiştir. Kaldı ki bu yönde bir hüküm içermesi ve Kanuna aykırı bir süre tanımı yapması da mümkün değildir. Dolayısıyla, 23.07.2006 tarih ve 26237 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan Tebliğ‘in de, Kanunun yürürlük tarihi olan Temmuz 2004 ile başlayan süreyi, söz konusu Yönetmeliğin yürürlük tarihi olan Temmuz 2005 olarak değiştirmesi mümkün olamamaktadır.

 

Yukarıda dava konusu tebliğe dayanılarak tesis edilmiş uygulayıcı idari işlemler belirtilmiştir. Buna göre; Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü 10.05.2007 tarih ve 1587 sayılı kararı ile; İstanbul III numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü, 11.09.2007 tarih ve 2652 sayılı kararı ile; aynı şekilde Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü ise 15.09.2007 tarih ve 2936 ve 2945 sayılı kararları ile 5226 s. Kanun ile değişik 2863 s. Kanunun 17. maddesi uyarınca ek süre kararı almışlardır. Koruma amaçlı imar planlarının yapımına ilişin sürelerin 1 yıl uzatılmasına ilişkin bu kararların dayanağı ise dava konusu tebliğ olmuştur. Ek süre ile birlikte koruma amaçlı imar planlarının yapımına ilişkin süre yukarıda da ifade edildiği gibi 14 Temmuz 2007 tarihinde sona ermişken söz konusu kararların alınması açıkça hukuka aykırıdır. Söz konusu hukuka aykırılığa sebebiyet verenin ise dava konusu tebliğ olduğu açıktır.

 

 

YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİMİZ YÖNÜNDEN

 

 

Ülkemizde, tarihi, arkeolojik, doğal ve kültürel nitelikleri gereği çok sayıdaki sit alanının büyük bir çoğunluğunun (%95) plansız olduğu, yapılaşma kararlarının koruma amaçlı bir plana dayanmaksızın verildiği, Kanuna aykırı olarak sürdürülen uygulamaların söz konusu değerlere telafisi imkânsız zararlar verdiği, bu konuda temel sorumluluk sahibi Bakanlığın, Belediyelerin ve ilgili diğer idarelerin söz konusu Kanunun gereğini yerine getirmek konusunda ihmali bulunduğu ortadadır.

 

Ülkemizde, farklı derecelere ve niteliklere sahip yaklaşık 8500 sit alanında koruma amaçlı  planlama çalışmalarının tamamlanması açısından anılan Kanun maddesinin gereğinin yerine getirilmediği dava konusu Bakanlık Tebliğinde de açıkça dile getirilmektedir. Koruma planlarının süresi içinde, gecikmeksizin ve en sağlıklı biçimde yapılarak kanunlara, şehircilik bilimine ve kamu yararına uygun bir uygulama yürütülmesini ve buna aykırı durumlarda da gerekli tüm yasal süreçleri takip ederek düzeltilmesini sağlamak, işbu davanın ana amacını oluşturmaktadır.

 

Dava konusu tebliğ ile koruma amaçlı imar planlarının yapılması yönünden kanunda öngörülen 2 yıllık sürenin başlangıcı açıkça kanuna aykırı olarak değiştirilmekte, yeni bir düzenleme öngörülmektedir. Bu haliyle tebliğin açıkça hukuka aykırı olduğu ortadadır.

 

Ayrıca dava konusu tebliğin yürütmesinin durdurulmaması halinde ileride telafisi imkansız zararların ortaya çıkacağı da ortadadır. Şöyle ki;

 

2863 s. Kanunun 17. maddesinin (a) bendinin birinci fıkrasına göre; "Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur."  Söz konusu hükme göre mevcut sit alanlarında tüm plan uygulamalarının durmuş olduğu ortadadır.

 

Aynı bendin ikinci fıkrasına göre; "Koruma amaçlı imar plânı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir." Söz konusu hükme göre mevcut sit alanları için geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenmiş durumdadır.

 

Aynı maddeye göre "İki yıl içinde koruma amaçlı imar plânı yapılmadığı takdirde, geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarının uygulanması, koruma amaçlı imar plânı yapılıncaya kadar durdurulur. Bu iki yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle plân yapılamadığı takdirde koruma bölge kurulunca bu süre bir yıl daha uzatılabilir." Söz konusu hüküm açıkça telafisi imkansız zararların doğmaya başlamasına neden olmaktadır.

 

 

BELEDİYE VE İLGİLİ İDARELERCE MEVCUT SİT ALANLARINDA DAVA KONUSU TEBLİĞE DAYANILARAK GEÇİŞ DÖNEMİ KORUMA ESASLARI VE KULLANMA ŞARTLARININ HALEN DEVAM ETMEKTE OLDUĞU KABUL EDİLEREK ÇEŞİTLİ YAPILAŞMALARA İZİN VERİLMEKTE, SİT ALANLARI TAHRİP EDİLMEKTEDİR. GEÇİŞ DÖNEMİ KORUMA ESASLARI VE KULLANMA ŞARTLARININ YÜRÜRLÜKTE OLDUĞU KABUL EDİLEREK PARSEL ÖLÇEĞİNDE İDARELERCE KARAR ALINMAYA DEVAM EDİLMEKTEDİR. Oysa 2863 s. Kanun ile öngörülen 2 yıllık süre dolmuş ve hatta zorunlu nedenlerle uzatılmasına ilişkin 1 yıllık süre dahi çoktan sona ermiştir.

 

 

Mahkemenizce yürütmeyi durdurma kararı verilmemesi halinde ve fakat dava sonunda tebliğin iptaline karar verilecek olması halinde, davalı İdare tarafından belirlenen "kanuna aykırı sürede"; yapılaşmaya ilişkin verilen tüm izinler geçersiz hale gelecek, sit alanlarına ilişkin alınan tüm kararlar aslında kanuna aykırı olarak verilmiş olacak, bu kararların sonucunda sit alanlarında gerçekleştirilen her türlü değişiklik aslında hukuken batıl durumda sayılabilecektir.

 

Öte yandan söz konusu tebliğin yürürlükte kaldığı her geçen gün koruma amaçlı imar planlarının yapılması geciktirilmekte, binlerce sit alanı bulunan ülkemizde bu sit alanlarının tahribatı devam etmektedir. Yapılaşma kararları, planlama çalışmaları ve çeşitli uygulamalar, ivedilikle korunması gereken sit alanlarının her geçen gün biraz daha yok olmasına neden olmaktadır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle ve durumun aciliyeti nedeniyle davalı idarenin savunması alınmaksızın yürütmenin durdurulması kararı verilmesini ve ardından söz konusu tebliğin iptalini talep etmek gerekmiştir.

 

HUKUKİ NEDENLER          : 2863 s. Kanun, İmar Kanunu, ilgili diğer tüm mevzuat

 

DELİLLER                             :

 

  1. 23.07.2006 tarih ve 26237 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan "Koruma Amaçlı İmar Planlarının Yapımına İlişkin Tebliğ" metni
  2. İstanbul III numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü‘nün 29.11.2007 tarih ve 02423 sayılı yazısı ve yazı ekinde yer alan Kurulun 11.09.2007 tarih ve 2652 sayılı kararı
  3. Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü‘nün 23.11.2007 tarih ve 2998 sayılı yazısı ve yazı ekinde Kurulun 15.09.2007 tarih ve 2936 ve 2945 sayılı kararları
  4. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü‘nün 23.11.2007 tarih ve 196821 sayılı yazısı
  5. Keşif, bilirkişi incelemesi ve her türlü delil.

 

SONUÇ VE İSTEM               :

 

Yukarıda açıklanan ve Mahkemenizce resen dikkate alınacak nedenlerle;

 

  1. Davalı İdare tarafından 23.07.2006 tarih ve 26237 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan "Koruma Amaçlı İmar Planlarının Yapımına İlişkin Tebliğ"in düzenleyici idari işlem olarak öncelikle yürütmesinin durdurulmasına ve takiben iptaline,

 

  1. Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına,

 

karar verilmesini saygılarımızla vekaleten talep ederiz.

 

TMMOB Şehir Plancıları Odası                     

                                                               vekili Av. Koray CENGİZ  

DAVA SÜRECİ:    


11.01.2010 tarihinde
, yapılan tebligat ile 24.02.2010 tarihinde duruşma yapılacağı bildirilmiştir.

16.08.2010 tarihli, Danıştay Altıncı Daire tarafından Esas: 2008/11540 ve 2010/1714 Karar numaralı karara göre;

 

-       Bir alanın Koruma Bölge Kurulunca Sit alanı olarak ilanı ile bu alandaki her ölçekteki plan uygulamasının duracağı,

-       Koruma Amaçlı İmar planı yapılıncaya kadar uygulanmak üzere geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarının koruma bölge kurulunca belirleneceği,

-       Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumların sit alanı ilanından itibaren iki yıl içinde Koruma Amaçlı İmar planını hazırlatıp, incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna sunacağı, bu sürenin koruma bölge kurulunca bir yıl daha uzatılabileceği,

-       Sit ilanından itibaren süre uzatılmamışsa iki yılın bitiminde, süre uzatılmış ise üç yılın bitiminde Koruma Bölge Kurulunca belirlenen geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarının uygulanmasının anılan Koruma Amaçlı İmar planı yapılıncaya kadar duracağında.

-        

Bu durumda ilgili idarelerin koruma amaçlı imar planını hazırlatıp koruma bölge Kuruluna verme süresinin başlangıcının: sit alanının ilan tarihi olduğuna açıklık getirilmiştir.  

 

 

Okunma Sayısı: 1492

Tüm Davalar

 
Copyright © 2007-2019
TMMOB Şehir Plancıları Odası

 
ATATÜRK BULVARI BULVAR APT. 219/ 7 ÇANKAYA/ANKARA
TEL: (+90) 312 418 30 75   FAKS:(+90) 312 417 90 55
e-POSTA: spo@spo.org.tr

Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.

ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME

Hesap No'larımız:
POSTA ÇEKİ = 107581
İŞ BANKASI =TR 150 00 64 00 000 142 990 496 497
VAKIFBANK =TR 230 00 150 01 58 00 184 530 2308
GARANTİ BANKASI =TR 33 000 62 000 52 80 000 62 99 383

Key İnternet Hizmetleri Ltd. Şti.