TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ
ANA SAYFA BİZE ULAŞIN BAĞLANTILAR SİTE HARİTASI

02 EKİM 2014 PERŞEMBE  

HAKKIMIZDA MEVZUAT YAYINLAR KOMİSYONLAR TUPOB KOLOKYUM
ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KAYSERİ ŞUBE KONYA ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE
SPOBİS ÜYE GİRİŞİ SPOBİS PERSONEL GİRİŞİ
ŞEHİR PLANCILARI ODASI

GENEL MERKEZ 

 
 
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB

SAYI: 224

b_haber_bulteni.gif, 3,9kB

SAYI: 2013/2

b_haber_bulteni.gif, 3,9kB

İSTANBUL KENT ALMANAĞI 2013

      6360 SAYILI YASA, BÜYÜKŞEHİRLERİN YALNIZCA SINIRLARINI DEĞİL, SORUNLARINI DA BÜYÜTECEKTİR.

BASIN AÇIKLAMASI

Yayına Giriş Tarihi: 06.12.2012
Güncellenme Zamanı: 13.12.2012 16:22:44
Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ

 

 
Belediyelerine ilişkin yapılmış olan düzenlemeler ve çıkarılmış olan 6360 sayılı Yasa, iktidarın söylemiyle hiç de "hayırlara vesile" olmayacak, büyükşehirlerin sınırları ile birlikte sorunlarını da büyütecektir.
 

 

Başta Büyükşehir Belediyesi Kanunu olmak üzere, bazı kanun ve kararnamelerde değişiklik yapılmasını öngören 6360 sayılı "On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" Cumhurbaşkanı tarafından dün akşam onaylandı.

Konu ile ilgili kurumların, birliklerin, belediyelerin, sivil toplum örgütlerinin ve meslek odalarının görüşü alınmadan hazırlanan ve TBMM`den parmak çokluğuyla geçirilen 6360 sayılı Yasa`da yapılan düzenlemeler; ülkemiz kentlerinin sorunlarına çare olmaktan uzaktır.

Büyükşehir belediyesi sınırlarının genişletilmesi, kentlerin gelişmesine ve hizmetlerin yaygınlaşmasına değil, sorunların büyümesine ve yaygınlaşmasına neden olacaktır.

Büyüyen ve gelişen kentlerin, çevresinde oluşan kentsel bölgeler ile birlikte yönetilmesi ve birlikte planlanması kuşkusuz önemli ve doğrudur. Ancak, bu genel doğru hiçbir koşulda il sınırları içindeki tümüyle kırsal yaşama konu olan alanların bir kararla kentsel alana dönüştürülmesine gerekçe yapılamaz.

Yaşanan örnekler göstermiştir ki; büyükşehir belediyelerinin sınırlarının, hiç bir araştırma, analiz ve planlama kararlarına dayanmadan genişletilmesi (bu genişlemede sınırlar ister pergelle belirlensin, ister il sınırlarına dayansın), belediye sınırları içine alınan alanlarda hizmetlerin değil, sorunların büyümesine neden olmaktadır.

Bu anlayışla genişletilen büyükşehirlerin sınırları içine katılan alanlarda yaşayanları bekleyen gelecek, ağır biçimde yoksullaşmadır. Yapılan bu düzenleme, kentsel alanda büyüyen ve giderilmesi zamanla zorlaşacak sorunların çözülmesinde ortaya çıkacak maliyetin, kırsal alanda yaşayan yoksul kesimlere de yansıtılması anlamına gelmektedir. 

Belde belediyelerinin kapatılması, hizmetlerin en yakın yerel yönetim biriminden karşılanması ilkesiyle çelişen, ülkemizde var olan yerel yönetim kültürüne vurulmuş ağır bir darbedir.  

6360 Sayılı Yasa ile kapatılan belde belediyelerinin önemli bir bölümü Cumhuriyet`ten bile eskidir. Alaçatı, Birgi, Tirilye, Side gibi tüm ülkede adını duyuran; kuruluşları Osmanlı Dönemine kadar uzanan belediyeleri ile bugüne kadar kalkınan ve gelişen bu yerleşmelerin bir anda mahalleye dönüştürülmesi ile ülkemizin yerel yönetim kültürü ağır bir darbe almıştır.

1.591 belde belediyesinin, 29 il özel idaresinin ve 16.082 köyün tüzel kişiliğini ortadan kaldıran Yasa ile birlikte 10 yıllık AKP iktidarında kapatılan belediyelerin oranı % 60`a ulaşmış, 2000 yılında 3.228 olan belediye sayısı 1.384`e indirilmiştir. Yaşanan bu değişim, her ne kadar "güçlü belediye" arayışı gibi sunulsa da, tüm dünyada kabul gören hizmetlerin en yakın yerel yönetim biriminden karşılanması anlayışıyla çelişmektedir. 

Yüzyılı aşkın süredir varlığını koruyan yerel yönetim birimlerinin, haklı bir gerekçe ortaya konulmadan ve yeterli tartışma yapılmadan kapatılması, belde yaşayanlarına hiç söz hakkı verilmemesi, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı`nın "yerel yönetimlerin sınırlarında, bir referandum yoluyla ilgili yerel topluluklara önceden danışılmadan değişiklik yapılamaz" ilkesine de açıkça aykırıdır.

Diğer yandan, ayrımsız biçimde beldelerin kapatılması sonucunda en yakın belediye hizmetinin ilçe merkezinden karşılanacak olması nedeniyle, hizmete erişimde ve kararlara katılımda, ciddi sorunlar yaşanacaktır. Bu durum Anayasa`nın 127`nci maddesinde yer verilen "yerinden yönetim" ilkesi ile de açıkça çelişmektedir. 

İl özel idarelerinin kapatılması, devletin köylere tümüyle sırtını dönmesi demektir.

İl özel idarelerinin kapatılması, Cumhuriyetin kurulduğu günden bu yıllara kadar, köylerde yapılmış yatırımların büyük bölümünde pay sahibi olan, köylere hizmet vermekteyken geçmişte sırayla kapatılmış olan; YSE Genel Müdürlüğü, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü gibi kurumsal tasfiye sürecinin son adımıdır. Atılan bu adımla birlikte devlet kırsal alanda, köylerde yaşayan yoksul yurttaşlarına tümüyle sırtını dönmüştür.

Mahalleye dönüşen köylerdeki yapılara yönelik af düzenlemeleri, kırsal alanda ve  kıyılarda yakın dönemde yaşanmış talanın meşrulaştırılması arayışıdır.

Kanunun Geçici 1`inci maddesinin 14`üncü fıkrasında, köy tüzel kişiliği ortadan kalkan ve mahalleye dönüşen yerleşmelerdeki ruhsatsız tüm yapıları ruhsatlı kabul eden bir düzenleme yapılmış, köylerimizi yozlaştıran, kıyı alanlarının ve korunması gereken doğal alanları tahrip eden ve aslen yıkılması gereken yapılar affedilmiştir.

Bu kararın vahim sonuçları, yaşanacak ilk depremde ya da selde ortaya çıkacaktır. Bir yandan "Afet Riskinin Azaltılması" amacıyla riskli yapıların yıkılmak istendiği bir ortamda, kaçak yapılmış ve salt bu nedenle dahi "riskli yapı" niteliğine sahip olan yapıların affı kabul edilemez bir çelişkidir.

Diğer yandan tam anlamıyla imar affı olan bu düzenleme, 29 il sınırları içinde geçerli, diğer illerde geçerli olmadığı gibi, aynı il içinde farklı yasal düzenlemelere karşılık geldiğinden, Anayasanın 10`uncu maddesinde yer verilmiş olan "Kanun Önünde Eşitlik" ilkesine de aykırıdır.

Köylere yönelik tip proje uygulaması, kentlerimizden sonra köylerimizi de kimliksizleştirecek, TOKİ`leştirecektir.

Yasa ile tüzel kişiliği kaldırılan ve mahalleye dönüşen köylerde "tip mimari proje" uygulanmasına olanak tanıyan "tek tipçi" düzenleme, kentlerimizden sonra köylerimizin de TOKİ`leşmesi anlamına gelmektedir. Yasa ile köy tüzel kişiliğini yitiren köyler, böylesi bir uygulama ile de kimliğinden tümüyle uzaklaşma ve kendi kültürüne yabancılaşma ve kimlik dayatması riski ile karşı karşıya kalacaktır.

Sonuç olarak, Büyükşehir Belediyelerine ilişkin yapılmış olan düzenlemeler ve çıkarılmış olan 6360 sayılı Yasa, iktidarın söylemiyle hiç de "hayırlara vesile" olmayacak, büyükşehirlerin sınırları ile birlikte sorunlarını da büyütecektir.

 

Necati UYAR
TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı

 

Tüm Basın Açıklamaları

 
 
Copyright © 2007-2014
TMMOB Şehir Plancıları Odası

 
ATATÜRK BULVARI BULVAR APT. 219/ 7 ÇANKAYA/ANKARA
TEL: (+90) 312 418 30 75   FAKS:(+90) 312 417 90 55
e-POSTA: spo@spo.org.tr

 
 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME

- Hakkımızda
- Mevzuat
- Yayınlar
- Komisyolar
- TUPOB
- Kolokyum

  

- Haberler
- Raporlar
- Etkinlikler
- Basın Açıklamaları
- Yönetim Kurulundan
- Basında Odamız
- Kent Haberleri
- Yarışmalar

  

- Şehircilik Hizmetleri
- Tescilli Şirketler
- Davalar
- MİSEM
- Üyelik ve Tescil

  

- Ankara Şube
- Antalya Şube
- Bursa Şube
- Çukurova Şube
- İstanbul Şube
- İzmir Şube
- Konya Şube
- Samsun Şube

Key İnternet Hizmetleri Ltd. Şti.