TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ
ANA SAYFA BİZE ULAŞIN BAĞLANTILAR SİTE HARİTASI

28 KASIM 2014 CUMA  

HAKKIMIZDA MEVZUAT YAYINLAR KOMİSYONLAR TUPOB KOLOKYUM
ADANA  ANKARA  ANTALYA  BURSA  DİYARBAKIR  İSTANBUL  İZMİR  KAYSERİ  KONYA  MUĞLA  SAMSUN  TRABZON
SPOBİS ÜYE GİRİŞİ SPOBİS PERSONEL GİRİŞİ
ŞEHİR PLANCILARI ODASI

GENEL MERKEZ 

 
 
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB

SAYI: 226

b_haber_bulteni.gif, 3,9kB

SAYI: 2013/2

b_haber_bulteni.gif, 3,9kB

İSTANBUL KENT ALMANAĞI 2013

      HAZİNE ARAZİLERİNİN SATIŞI İLE İLGİLİ YASA TASARISI YÖNETİCİLERİN 17 AĞUSTOS'TAN DERS ALMADIĞININ İMZALI BELGESİDİR

HABER

Yayına Giriş Tarihi: 29.06.2001
Güncellenme Zamanı: 29.06.2001 14:37:19
Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ

 

 
Hazırlanan yasa tasarısı ile kaçak yapılar tarafından işgal edilmiş orman alanları ve kamu mülklerinin işgalcilere satılması öngörülmektedir. Bu düzenleme tümüyle kaçak ve kontrolsuz oluşmuş alanların yasallaştırılmasından başka bir şey değildir. Yaşanacak yeni bir deprem sonrasında kaybedilecek her canın sorumlusu bu tasarıya imza atanlar ve el kaldıranların olacaktır. Bu tasarı 17 Ağustos ve 12 kasım depremlerinden hiç ders alınmadığının belgesidir.
 

BASINA VE KAMUOYUNA
29 Haziran 2001

HAZİNE ARAZİLERİNİN SATIŞI İLE İLGİLİ YASA TASARISI YÖNETİCİLERİN 17 AĞUSTOS'TAN DERS ALMADIĞININ İMZALI BELGESİDİR

Hazırlanan yasa tasarısı ile kaçak yapılar tarafından işgal edilmiş orman alanları ve kamu mülklerinin işgalcilere satılması öngörülmektedir. Bu düzenleme tümüyle kaçak ve kontrolsuz oluşmuş alanların yasallaştırılmasından başka bir şey değildir. Yaşanacak yeni bir deprem sonrasında kaybedilecek her canın sorumlusu bu tasarıya imza atanlar ve el kaldıranların olacaktır. Bu tasarı 17 Ağustos ve 12 kasım depremlerinden hiç ders alınmadığının belgesidir.

TMMOB Şehir Plancıları Odası "kandırmaca" dolu, buram buram İmar Affı kokan tasarıya tümüyle karşıdır ve karşı durmayı sürdürecektir. Tasarı ile satışı öngörülen "hazine" arazileri, aslında toplumsal mülkiyeti "kamu"ya ait olan, yalnızca "hüküm ve tasarruf" yetkisini kamu adına hazinenin kullandığı arazilerdir. "Hüküm ve tasarrufu" hazineye ait olan araziler, satışı halinde geri dönüşü mümkün olmayan, toplumun ortak varlığıdır.

Oysa, satış yoluyla "kaynak" aranan krizler, ortalama 2-3 yılda bir yanlış siyasal tercihler sonucu ortaya çıkmaktadır. Kriz yaratan siyasal tercihlere olanak sağlayan koşulların ortadan kaldırılması gibi kalıcı çözümler geliştirmek yerine, asla yeniden elde edilmesi mümkün olamayacak "kamu" arazilerinin krize "yem" edilmesi, aynı yanlış siyasal tercihlerin devamı niteliğindedir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, planlı kentleşmeyi, yurttaşların konut hakkını ve sağlıklı bir çevrede yaşamalarını güvence altına alan, bu konuda devlete görevler veren hükümler taşımaktadır. Oysa, kamu arazilerinin krize kaynak aramak üzere "planlanarak" satılması ile ilgili yasal düzenlemeler, bu Anayasal hükümleri çiğnemektedir.

Kanun tasarısının, satışı öngörülen "hazine" arazilerinin "planlanmasına" ilişkin düzenlemeler içermekte olması, kamuoyu tarafından yanlış anlaşılmaya uygun bir ortam yaratmaktadır. Tasarının öngördüğü "planlama", planlamanın toplumsal ve hukuksal amaçlarına ve ruhuna aykırı bir "işlem"den ibarettir. Buradaki "planlama" sözcüğüyle, hazine arazilerinin bizzat Maliye Bakanlığı ve hükümet tarafından "speküle" edilmesi kastedilmektedir. Hiç de ahlaki olmayan bu düzenleme kabul edilemez.

Bu arazilerin "planlanarak" değerinin artırılmasını takiben satılmasını öngörmek, bu yönde yasa tasarısı hazırlamak, ya da bu tasarıyı kabul etmek, "kamu yararı"nın tümüyle ortadan kalkmasına hizmet eden "arazi spekülasyonu" yoluyla "rantiye" olmak yönünde devletin en "ciddi" adımıdır. Devletin "arazi rantı" yapmak suretiyle kaynak yaratması "demokratik hukuk devleti" ilkesine aykırıdır.

Sonuçları 17 Ağustos depreminde en çarpıcı biçimde yaşanan "plansızlaşma" ya da "plansız kentleşme", bir defaya mahsus elde edilecek bir kaynak adına bir kez daha öne sürülmektedir; hem de adına "planlama" denilen bir plansızlıkla... Tasarı kanunlaşırsa, kamu, planlama yetkisini "maksadı dışında kullanmak" durumuyla karşı karşıya kalacaktır.

Hüküm ve tasarruf yetkisinin hazine tarafından kullanıldığı "kamu arazileri", Tasarıda öngörüldüğü gibi, "planlanarak" satışa çıkarılabilecek bir "meta" olarak değil, kamu yararı adına, Anayasal hedefler doğrultusunda ve 3194 sayılı İmar Kanununun belirlediği çerçevede yapılacak "planlama"nın aracı olarak değerlendirilmek durumundadır. Kişi başına düşen yeşil alanın ve kamunun gereksinimi olan diğer sosyal donatı alanlarının Avrupa'da en düşük düzeylerde kaldığı ülkemizde, bu çağdaş kent standartlarına gelecekte erişilebilmesi için başlıca "kaynak" olan kamu arazilerinin krize "yem" edilmesi, hiçbir biçimde bilimsel ve mesleki ölçütler ile kamu yararı ilkesine uygun bir siyasi tavır değildir.
GELECEK NESİLLER, BU SİYASİ YANLIŞI EN AĞIR BİÇİMDE YARGILAYACAKTIR.

Anayasanın 169. Maddesinde "Devlet ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır... Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz... Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz." denilmektedir. Bu nedenle; Kanun tasarısının Orman Alanları ile ilgili 3'ncü maddesi ile 4'ncü maddesi Anayasanın 169 ve 170'nci maddelerine aykırı düzenlemelerdir. Bilerek bu tür düzenlemelerin yapılması ANAYASAL SUÇTUR.

Tasarının beşinci maddesinin ikinci bendindeki düzenleme BELEDİYELERE RÜŞVET önerisidir.


Hükümet, Meclis gündeminde bulunan tasarıyı hazırlarken, çeşitli toplum kesimlerinin karşı çıkma olasılıklarını azaltmanın yollarını da aramış bulunmaktadır. Bir tür "sus payı" olarak nitelenebilecek bu uygulamaya en çarpıcı örnek, satış işleminden elde edilecek miktarın %10'nun belediyelere devredilmesi ile ilgili düzenlemedir. Belediyelerin bu "nemalandırılma" ve suç ortaklığı teklifini kabul etmeyeceklerini umarız.

Bu düzenleme bir yandan da hükümetin samimiyetsizliğinin açık göstergesidir. İki yıldan bu yana elden ele dolaşan, uğrunda Belediye Başkanları'nca eylem yapılan, çıkarılacağı sözü verilen ancak bir türlü çıkarılmayan "Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı"nda tümüyle Belediyelere devredilmesi düşünülen arazilerin yerine bu düzenlemede satıştan elde edilecek gelirin % 10'luk bölümünün Belediyelere verilmesi önerilmektedir. Düzenlemede Belediyelere verilecek payların en az yarısının altyapı ve imar giderleri için harcanması zorunluluğu da getirilmiştir. Oysa ki düzensiz, kaçak yapılaşmanın bulunduğu alanların arsa bedelinin % 5'i gibi bir oranıyla altyapı sorunlarının giderilmesi, bu alanların planlanarak dönüşümünün sağlanması olanaksızdır. Bu düzenleme ile Belediyeler bugün içinde bulunduklarında daha büyük bir borç yükü altına gireceklerdir.

Tasarının beşinci maddesindeki düzenlemeler tam anlamıyla İMAR AFFI düzenlemeleridir.


Düzenleme ile gecekondu işgali altındaki alanlar "toptan" Belediyelere satılmakta, Belediyeler eliyle de işgalcilere satılması ve bu alanların öncelikle planlanması istenilmektedir. Bu düzenleme ile Belediyeler hem büyük bir yükün altına sokulmakta, hem de suça ortak edilmektedir.

İşgal altındaki hazine arazileri üzerindeki yapıları yıkmadıkları için yargılanan, yıkım yaparken saldırıya uğrayan yerel yöneticilerden aynı yapıların sahiplerine üzerinde yer aldıkları arsaları satma görevi beklenmektedir. Her yönüyle tam bir İmar Affı olan bu düzenleme; kentlerin çevresindeki doğal yaşam alanlarında ve ülke ormanlarındaki işgalleri özendirecek ve arttıracaktır.

Yine hükümet, toplumun yaşanabilir kentsel çevre hakkını ileriye dönük ortadan kaldıran bu kanun tasarısına karşı kamuoyunu bilgilendireceğini "önceden kestirdiği" TMMOB ve bağlı Odaları da, belediyeler gibi, belirli bir düzeyde bu satışlara "dahil etme" yolunu tercih etmiş bulunmaktadır.

Satışa çıkarılacak hazine arazilerinin "kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları" tarafından "amaçlarına uygun olarak" alınabileceği düzenlenmiştir. Oysa kanunla kurulmuş bulunan meslek odamız, bu kamu arazilerinin "ekonomiye kazandırılması" söyleminin aracı haline gelmeyeceği gibi, "amaçlarına uygun olarak" hazine arazilerinin "topluma kazandırılması" amacıyla kamuoyunu bilgilendirme görevini sürdürecektir.

ŞEHİR PLANCILARI ODASI, TASARI İLE GETİRİLEN DÜZENLEME UYARINCA, TÜRKİYE'NİN HİÇBİR BÖLGESİNDE ARAZİ SATIN ALMAYACAKTIR.

Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı, kendi yarattığı krizin maliyetini topluma yükleme anlayışının devamı niteliğindedir ve hiçbir biçimde kabul edilmesi mümkün değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin de, toplumun ortak varlığı durumundaki hazine arazilerinin "imara açılarak satılması" yönündeki bu tasarıyı kabul etmeyeceğini umuyoruz.

Necati UYAR
TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı

Tüm Haberler

 
 
Copyright © 2007-2014
TMMOB Şehir Plancıları Odası

 
ATATÜRK BULVARI BULVAR APT. 219/ 7 ÇANKAYA/ANKARA
TEL: (+90) 312 418 30 75   FAKS:(+90) 312 417 90 55
e-POSTA: spo@spo.org.tr

 
 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME

Hesap No'larımız:
POSTA ÇEKİ = 107581
İŞ BANKASI =TR 150 00 64 00 000 142 990 496 497
VAKIFBANK =TR 230 00 150 01 58 00 184 530 2308
GARANTİ BANKASI =TR 33 000 62 000 52 80 000 62 99 383

- Hakkımızda
- Mevzuat
- Yayınlar
- Komisyolar
- TUPOB
- Kolokyum

  

- Haberler
- Raporlar
- Etkinlikler
- Basın Açıklamaları
- Yönetim Kurulundan
- Basında Odamız
- Kent Haberleri
- Yarışmalar

  

- Şehircilik Hizmetleri
- Tescilli Şirketler
- Davalar
- MİSEM
- Üyelik ve Tescil

  

- Ankara Şube
- Antalya Şube
- Bursa Şube
- Çukurova Şube
- İstanbul Şube
- İzmir Şube
- Konya Şube
- Samsun Şube

Key İnternet Hizmetleri Ltd. Şti.