TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ
ANA SAYFA BİZE ULAŞIN BAĞLANTILAR SİTE HARİTASI

24 TEMMUZ 2017 PAZARTESİ  

HAKKIMIZDA MEVZUAT YAYINLAR KOMİSYONLAR TUPOB KOLOKYUM
ADANA  ANKARA  ANTALYA  BURSA  DİYARBAKIR  İSTANBUL  İZMİR  KAYSERİ  KONYA  MUĞLA  SAMSUN  TRABZON
SPOBİS ÜYE GİRİŞİ SPOBİS PERSONEL GİRİŞİ

GENEL MERKEZ 

 
 
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB

SAYI: 229

b_haber_bulteni.gif, 3,9kB

SAYI: 2017/1

b_haber_bulteni.gif, 3,9kB

KENT MERKEZİNDE YAYA İZLERİ

      KADINLAR OLARAK YAN YANA OLMAYA VE MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ!

BASIN AÇIKLAMASI

Yayına Giriş Tarihi: 24.11.2016
Güncellenme Zamanı: 24.11.2016 18:11:28
Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ

 

Güncellenme Zamanı: 24.11.2016 18:11:25

 
KADINLAR OLARAK YAN YANA OLMAYA VE MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ!
 

Kadınlar olarak yan yana olmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz!

 

"Belki de bize en yakın şey ölüm, fakat bu beni korkutmuyor;
haklı olan her şey için savaşmaya devam edeceğiz." (Maria Mirabel, 1936)

"Bunca acıyla dolu ülkemiz için yapılacak her şeyi yapmak bir mutluluk kaynağı;
kollarını kavuşturup oturmak ise çok üzücü." (Minerva Mirabel, 1926)

"Çocuklarımızın, bu yoz ve zalim sistemde yetişmesine izin vermeyeceğiz. Bu sisteme karşı savaşmak zorundayız. Ben kendi adıma her şeyimi vermeye hazırım; gerekirse hayatımı da..." (Patria Mirabel, 1924)

 

Birleşmiş Milletler tarafından "Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü"nün 25 Kasım 1960 tarihinde ilan edilmesi, tesadüf ya da kadınlara verilmiş bir lütuf değildir.  

25 Kasım 1960, Dominik Cumhuriyeti`nde, toplumsal muhalefete karşı dünya tarihinin en acımasız yöntemlerini kullanan Rafael Trujillo döneminde, diktatörlüğe karşı mücadele eden Maria, Minerva ve Patria Mirabel kardeşlerin tecavüz edilerek öldürülmelerinin tarihidir. 

Trujillo diktatörlüğünün en karanlık günlerinde Mirabel kız kardeşlerin cesareti, direnişi ve vahşice öldürülüşlerinin ardından, toplumun her kesiminden yükselen diktatörlük karşıtı hareketler çoğalmış; 1981 yılında Kolombiya`da toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı`nda ülkelerinde siyasal özgürlük için kararlılıkla mücadele veren bu cesur kadınlar anısına 25 Kasım "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü" ilan edilmiştir. Mirabel kardeşlerin katledilmesinden 39 yıl sonra Birleşmiş Milletler 25 Kasım`ın "Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü" olarak belirlenmesini karar altına almıştır.

İnsanlık tarihi boyunca, diktatörler karanlık sayfalarda kaybolurken; faşizme karşı mücadele edenlerin adlarıysa altın harflerle yazılmaktadır. Biz de Mirabel kız kardeşleri ve insanlık adına mücadele eden tüm kadınları saygıyla anıyoruz.     

Yüzyıllardır ataerkil anlayışa, faşizme, diktalara karşı kadınların evlerinde, okullarında, işyerlerinde, mahallelerinde, hatta sivil toplum örgütlerinde dahi karşılarına çıkan engelleri aşarak, bin bir zorluğa göğüs gererek, kararlılıkla sürdürdükleri mücadeleleri, ortak kazanımları da beraberinde getirmiştir.

İşte bir örnek:    

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, "Tüm insanların eşitliği, güvenliği, hürriyeti, bütünlüğü ve onuruna ilişkin hakların ve ilkelerin kadınlara evrensel olarak uygulanmasına acilen ihtiyaç olduğunu kabul ederek...

Kadınlara yönelik şiddetin, erkeklerin kadınların üzerinde egemenlik kurmalarına ve onlara karşı ayrımcılık yapmalarına ve kadınların azami derecede ilerlemelerine engel olmasına yol açan, kadınlar ve erkekler arasındaki tarihten gelen eşit olmayan güç ilişkisinin bir tezahürü olduğunu ve kadınlara yönelik şiddetin, kadınları erkeklerle karşılaştırıldığında ikincil konuma zorlayan can alıcı sosyal mekanizmalardan biri olduğunu kabul ederek,

Azınlık gruplarına mensup kadınlar, yerli topluluklara mensup kadınlar, mülteci kadınlar, göçmen kadınlar, kırsal veya merkezden uzak topluluklarda yaşayan kadınlar, muhtaç kadınlar, kurumlardaki veya gözlem altındaki kadınlar, kız çocuklar, engelli kadınlar, yaşlı kadınlar ve silahlı çatışma durumlarındaki kadınlar gibi bazı kadın gruplarının şiddete özellikle maruz kalma riski altında bulunduklarından kaygı duyarak,..." Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılmasına Dair Bildirge`yi 20 Aralık 1993 tarihinde oylamaya başvurmadan resmen kabul etmiştir.[1]

Bir başka örnek daha: 25 Kasım 2011`de TBMM`de kabul edilen, uluslararası alanda bölgesel olarak hazırlanmış ilk Avrupa Konseyi Sözleşmesi olan, Mayıs 2011`de Türkiye tarafından İstanbul`da imzalandığı için kısaca İstanbul Sözleşmesi olarak da adlandırılan belge. Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi; kadına yönelik şiddet, özellikle de ev içi şiddet konusunda, yaptırım gücü olan ilk uluslararası sözleşmedir. Bu sözleşmeyi imzalayıp onaylayan ülkelere, fiziksel, cinsel, ekonomik ve duygusal şiddet türlerini önlemek için gerekli yasal önlemleri alma yükümlülüğü getirmiştir.

Ancak kadınlara yönelik şiddeti önlemede atılan imzalar yeterli olmamış, devlet tarafından verilen taahhütler pratiğe geçmekte yetersiz kalmıştır. Türkiye‘deki kadına yönelik fiziksel suç ile ilgili rakamlar ne yazık ki hala yolun çok başında olduğumuzu göstermektedir. 2016`nın ilk 10 ayında erkekler en az 220 kadın öldürmüş, 65 kadına tecavüz etmiş, 104 kadını taciz etmiş, 352 kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmuş ve 282 kadına şiddet uygulamıştır.[2] Bu tablo ortadayken geçen hafta TBMM‘ye gece yarısı getirilen yasa teklifi ise utanç vericidir. Bu önerge, çocuklara yönelik cinsel istismar faillerinin mağdurlarıyla evlendirilmelerini ve böylelikle cezadan muaf tutulmalarını öngörmektedir. Yükselen toplumsal muhalefet üzerine yeniden görüşülmek üzere komisyona geri çekilmiş olsa da, bu önerge, ülkeyi yönetenlerin pedofiliye ve kadına yönelik şiddet sorununa hangi açıdan baktığını göstermesi açısından son derece çarpıcıdır.

Bu son çarpıcı örnekten önce de ülkeyi yönetenlerce, kadının statüsünün bulunduğu yerden daha aşağıya çekilmeye çalışıldığını, eğitimin  laiklikten giderek uzaklaştı(rıldı)ğını,  nüfus politikaları aracılığıyla ev hayatının kutsallaştırıldığını, istihdam politikalarıyla kadınların güvencesiz ve esnek çalışma koşullarında çalışma hayatından yavaş yavaş çıkarıldığını görüyoruz. Yalnızca kadınlar üzerinde değil, toplumda şiddetin ve eşitsizliğin yaygınlaşarak arttığı, toplumun kutuplaştığı, muhalefetin yok edilmek istendiği, sivil toplumun susturulduğu, medyanın baskılandığı giderek tüm toplumun üzerine faşist bir karanlığın çöktüğü yakıcı bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.   

7 Haziran 2015 genel seçimlerinden sonra ülke hızla kaosa sürüklenmiştir. Her köşesinde bombaların patladığı, yüzlerce yurttaşın öldüğü ve yaralandığı, kentlerin yaşanmaz hale getirildiği, günlük hayatın endişe ve korku içinde geçtiği, darbelere ortam ve zemin hazırlandığı, siyaset kurumunun ve meclisin çalıştırılmadığı bir ülke yaratılmıştır.  

Geçtiğimiz bir kaç ay içinde kadın mücadelesinin içinde yer almış ya da destek olmuş siyasetçiler, seçilmişler, gazeteciler, yazarlar, akademisyenler ve meslektaşlarımız işlerinden çıkarılmış, göz altına alınmış ya da tutuklanmıştır. Bin bir emekle kurulup geliştirilmiş, içinde birçok kadın derneğinin yer aldığı sivil toplum örgütleri kapatılmış; Türkiye kimsenin konuşturulmadığı bir ülke haline gelmiştir.

Olagelenlere karşın kadınlar olarak diyoruz ki; ülke olarak şiddet sarmalından bir an önce çıkmalıyız. Şiddeti önlemek yerine, mevzuat ile onaylayan, destekleyen bir yaklaşım izlemek, terörle mücadele adı altında kentleri yıkmak, baskıcı ve kutuplaştırıcı politikalar yürütmek doğru değildir. Kadınlar olarak eşit, özgür ve barışçıl bir toplumda yaşamak isteğimizi yineliyoruz. Bu nedenle baskılara, diktaya, ataerkil anlayışa boyun eğmeyeceğiz; yan yana olmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz!

Biz kadınlar, karanlığa karşı aydınlığı, savaşa ve şiddete karşı barışı savunmaya kararlıyız!

Geleceğimizi şiddete ve zalimliğe teslim etmeyeceğiz! Tecavüzün meşrulaştırılmasına izin vermeyeceğiz!

Çünkü,

Kentte Kadın Var!

TMMOB Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu

TMMOB Şehir Plancıları Odası Kadın Komisyonu

 



[1] Bildirgenin tamamı için bakınız: https://www.tbmm.gov.tr/komisyon/kefe/belge/uluslararasi_belgeler/kadina_karsi_siddet/BM%20Kad%C4%B1na%20Kar%C5%9F%C4%B1%20%C5%9Eiddetin%20Ortadan%20Kald%C4%B1r%C4%B1lmas%C4%B1na%20Dair%20Bildirgesi%2020.12.1993.pdf

[2] Veriler, bianet`in tuttuğu "Erkek Şiddeti Çetelesi"nden alınmıştır. bkz. http://bianet.org/kadin/toplumsal-cinsiyet/133354-bianet-siddet-taciz-tecavuz-cetelesi-tutuyor

 

 

Okunma Sayısı: 138

Tüm Basın Açıklamaları

 
 
Copyright © 2007-2017
TMMOB Şehir Plancıları Odası

 
ATATÜRK BULVARI BULVAR APT. 219/ 7 ÇANKAYA/ANKARA
TEL: (+90) 312 418 30 75   FAKS:(+90) 312 417 90 55
e-POSTA: spo@spo.org.tr

 
 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME

Hesap No'larımız:
POSTA ÇEKİ = 107581
İŞ BANKASI =TR 150 00 64 00 000 142 990 496 497
VAKIFBANK =TR 230 00 150 01 58 00 184 530 2308
GARANTİ BANKASI =TR 33 000 62 000 52 80 000 62 99 383

- Hakkımızda
- Mevzuat
- Yayınlar
- Komisyolar
- TUPOB
- Kolokyum

  

- Haberler
- Raporlar
- Etkinlikler
- Basın Açıklamaları
- Yönetim Kurulundan
- Basında Odamız
- Kent Haberleri
- Yarışmalar
- Denetleme Kurulu Raporları

  

- Şehircilik Hizmetleri
- Tescilli Şirketler
- Davalar
- MİSEM
- Üyelik ve Tescil

  

- Ankara Şube
- Antalya Şube
- Bursa Şube
- Çukurova Şube
- İstanbul Şube
- İzmir Şube
- Konya Şube
- Samsun Şube

Key İnternet Hizmetleri Ltd. Şti.