Ankara`da yaşanan ve önümüzdeki yıllarda da tartışmasız sürecek su krizi; küresel iklim değişikliği, ulusal ve bölgesel ölçekte plansız gelişme ile çevre odaklı yaklaşımlardan kopuk, doğal değerleri bir kaynak olarak gören sermaye odaklı büyüme politikalarının kümülatif bir sonucudur. Mevsimsel yağış rejimindeki sapmalar ve kış kar örtüsünün uzun dönem ortalamasının altında kalması, krizin yapısal boyutunu daha görünür hale getirmiştir. Buna rağmen kentin su yönetiminden sorumlu temel kurumlar olan ABB ve ASKİ`nin yaklaşımı ise sorunu önlemek yerine, sonuçlarını geçici biçimde yönetmeye yöneliktir.
İlgili kurumlar tarafından kamuoyuna düzenli ve sağlıklı bir bilgi akışı sağlanmamakta; yalnızca zaman zaman su kesintileri yaşanabileceği belirtilmektedir. Şebekede yapılan ‘su manevrası‘ çalışmaları nedeniyle kesintiler uygulanmakta, bu kesintilerin temel nedeni olarak kuraklık gösterilmektedir. Çamlıdere Barajı`ndan yüzer pompa sistemiyle sisteme kazandırılacağı belirtilen 110 milyon metreküp suyun ise yağışsız bir senaryoda yalnızca yaklaşık 200 günlük ihtiyacı karşılayabileceği ifade edilmektedir. Bu veriler, içme ve kullanma suyu açısından sürdürülebilir bir altyapı hazırlığının bulunmadığını göstermektedir. Ayrıca kesintiler sonrasında suyun hatlara düzensiz, planlanan saatler dışında ve düşük basınçla verildiği anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, ASKİ tarafından yürütülen Kuraklık Acil Eylem Planı toplantı verilerinin düzenli, erişilebilir ve karşılaştırılabilir biçimde kamuoyuyla paylaşılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra, Su Yönetimi Master Planı sürecinin şeffaf bir biçimde yürütülmesi, bu toplantıların kısa, orta ve uzun vadeli stratejilerle ilişkilendirilmesi ve bütünlüklü bir politika çerçevesinde ele alınması bir zorunluluktur. Bu süreçte hangi paydaşların yer aldığı, kimlerin uzmanlık görüşlerinden faydalanıldığı ve kararların hangi bilgi temeline dayandığı açıkça ortaya konulmalıdır. Hedeflerin nasıl belirlendiği de bu çerçevenin temel bir parçasıdır. Su yönetimi yalnızca baraj doluluk oranları üzerinden değerlendirilemez. Ankara`nın kentsel gelişme kararları, ulaşım politikaları ve mekansal planlama süreçlerinin su talebi ve su varlığı üzerindeki etkileri doğru analiz edilmeli, mevcut ya da planlanan ulaşım ve yerleşim projelerinin bu soruna nasıl yanıt verdiği bütüncül bir bakışla değerlendirilmelidir. Devam ettiği ifade edilen söz konusu çalışmalar ise büyük bir belirsizlik içinde yürütülmektedir. Kapsamları, takvimleri ve beklenen çıktıları bilinmemektedir.
Ankara`nın yakın tarihine bakıldığında, kentin farklı dönemlerde taşkın ve sel felaketlerinin yanı sıra hava kirliliği gibi çok sayıda çevresel sorunla da mücadele ettiği görülmektedir. Aynı zamanda, kentin tarihinde bu sorunlara karşı kamusal ve ekolojik müdahale örnekleri de bulunmaktadır. Söz gelimi, Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ), bir yandan dönemin sıtma gibi salgın hastalıklarıyla mücadelenin önemli mekânlarından biri olmuş, diğer yandan kent merkezinde geniş ve geçirgen bir toprak yüzeyi oluşturarak mikro iklimin düzenlenmesine katkı sağlamıştır. Buna karşın, daha sonraki dönemlerde Ankara`nın korunması gereken bağ sistemi ile göl, dere ve vadi ekosistemi, çevresel sorunlara karşı herhangi bir sorumluluk kaygısı taşımayan rant odaklı planlama yaklaşımları doğrultusunda yapılaşmaya açılmış ve tahrip edilmiştir. Zaman içinde bu anlayış kent genelinde yaygınlaşmış ve Ankara`nın özellikle yakın döneminde bu yapılaşma baskısının oldukça arttığı görülmüştür. Vadiler, dereler ve geçirgen toprak yüzeyleri giderek asfalt ve beton yüzeylere dönüştürülmüştür. Ancak geçmişte alınan planlama kararlarının yol açtığı yıkım ve tahribatın etkilerine ilişkin olarak ilgili idareler tarafından bugün de kapsamlı bir değerlendirme, analiz ve onarım süreci yürütülmemektedir. Mevcut yönetim, bu müdahalelerin ekolojik ve mekânsal sonuçlarını bütünlüklü biçimde ele alan bir çalışma ortaya koymamakta ve dolayısıyla sorunlar geleceğe dönük olarak yeniden üretilmektedir.
Ek olarak Ankara daha yakın dönemde başlayıp bugünlere kadar etkisini sürdüren ve insan müdahalesiyle üretilen birçok sorunla karşı karşıyadır. Özetle bu sorunlar:
- Kentin vadi tabanlarında, havalandırma koridorlarında çok katlı konut kütlelerinin yükselmesiyle giderek artan nüfus ve yapı yoğunluğu,
- Büyük ölçekli sanayi alanlarında suyun ihtiyaç oranında kullanımının kamucu bir denetimden yoksun bırakılması,
- Ankara`nın iklim krizine, doğal afetlere dirençli hale gelmesini sağlayacak bir planlama yaklaşımının benimsenmemesi,
- ODTÜ, Dikmen Vadisi, Büyükesat-Şirindere, AOÇ vb. gibi doğal yapısı korunması gereken, sit alanı niteliğini haiz, koruma planlarıyla kamuya mal edilmesi gereken alanlarda, plan notu değişiklikleriyle, mükerrer nitelikli planlarla, planlama ve şehircilik ilkelerini yok sayan belediye meclis kararlarıyla kente karşı suç işlenmesi,
- Her konuda olduğu gibi su tüketimi konusunda da ilk akla gelen önlemin, lüks konut projeleriyle üretilen yapay göletler, havuzlar, Eymir Gölünü bir pazarlama unsuru haline getiren ayrıcalıklı sınıflar değil, yalnızca küçük ölçekli hanehalklarına yani kamuya yönelik olması,
olarak sıralanabilir. Dolayısıyla, Ankara‘nın kısa, orta ve uzun erimli programlarla hazırlanmış, şehri altyapı ve üstyapı elemanlarıyla birlikte ele alan, ekolojik değerlere saygılı ve kamucu kentleşme politikalarıyla üretilmiş kapsayıcı bir planının olmaması; bugün yaşadığımız su krizinin ve pek çok sorunun temelini oluşturmaktadır. Sınırlı teknik müdahalelerle geçiştirilen ve geçici su kesintileriyle gündelik hayatı sekteye uğratan söz konusu sorunun, yalnızca iklim krizinin bir sonucu olarak ele alınarak yönetilemeyeceği ve bu yaklaşımın bir çözüm üretmeyeceği açıktır. Suyu bir rant nesnesi olmaktan çıkaran, kentin doğal eşiklerini ve kamusal yararı esas alan bütüncül, şeffaf ve demokratik bir planlama anlayışı hayata geçirilmediği sürece, bugün yaşanan ‘planlı kesintiler` yarının kalıcı susuzluğunun habercisi olmaya devam edecektir.
Görsel Kaynakları:
2- Alpagut, L. (2017), Hermann Jansen İçin Ankara`da Yeni Bir Görev: "Gazi Orman Çiftliği" Planlaması, https://pdf.journalagent.com/jas/pdfs/JAS-88597-SCIENTIFIC_ARTICLE-ALPAGUT.pdf (Erişim Tarihi: 31.12.2025)
3- Gülen Ö, https://yinedergi.org/2022/11/25/hatip-cayi/, Yine Dergi (Erişim Tarihi: 31.12.2025)
4- https://asfaltfirmalari.com/ankara-yol/ (Erişim Tarihi: 31.12.2025)
5- https://www.propertyturkey.com/en/real_estate/3372-private-beach-modern-ankara-apartments-for-sale (Erişim Tarihi: 31.12.2025)
TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi