Gölbaşı ve İmrahor Millet Bahçeleri
Türkiye‘nin genelinde olduğu gibi Ankara`da da birçok millet bahçesi projesi bulunmaktadır. Bunların en kritik olanları TOKİ tarafından yapılan İmrahor ve Gölbaşı Millet Bahçeleridir. Her iki alan da diğer millet bahçeleri örneklerinde görülebileceği üzere vatandaşların rekreasyon ihtiyacını karşılama makyajı altında aslında doğal alanların yok edilmesi ve yeşil alan miktarının azaltılması anlamına gelmektedir. Örneğin İmrahor Millet Bahçesi alanında 188 bin 203 metrekarelik proje alanında 135 araçlık otopark, kafeteryalar, mescit, millet kıraathanesi, büfeler, elektronik oyun alanları ve fitness sahaları gibi hizmetler bulunmaktadır Ayrıca 2019 yılındaki değişiklikle millet bahçesi kavramının alelacele Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğine tanımının madde olarak eklenmesi, ortada hiçbir plan yokken Bakanlığın yayımladığı millet bahçeleri rehberi üzerinden Türkiye`nin birçok farklı yerinde uygulamaya geçilmesi ve ardından apar topar planların yapılması meslek alanımızı yok saymaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Tıpkı 6 Şubat depremlerinin ardından 126 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle planlama meslek alanını devre dışı bırakmak amacıyla vaziyet planları üzerinden kentleri dizayn etmeye çalışan AKP`nin şehircilik anlayışı gibi millet bahçesi projeleriyle de benzer şekilde kentlerin son nefes alma alanları da yok edilmektedir.
İmrahor Vadisi ve Yakın Çevresindeki Yapılaşma Tehditleri
Yapılaşma baskısına rağmen Ankara`nın kent merkezinde doğal alan niteliğini büyük ölçüde koruyabilmiş İmrahor Vadisi`nin en temel ihtiyacı Eymir-Mogan Gölleri Havza sisteminin bütünlüğü içinde vadi alanının doğal haliyle yaşatılmasıdır. Ancak yerel yönetiminden merkezi yönetimine kadar uygulayıcı idareler maalesef alanın korunarak yaşatılmasına değil lüks konut projeleriyle, yeni ulaşım yatırımlarıyla, mahkeme kararlarının iptal gerekçelerini dikkate alarak hazırlanmayan imar planlarıyla bu doğal zenginliğin aşama aşama yok edilmesine öncelik vermektedir.
Bunun dışında Eymir ve yakın çevresinde birçok tehdit söz konusudur:
- Eymir Gölünü besleyen Mogan Gölünün etrafı birçok farklı kullanımla (konut, ticaret, turizm ve diğer kamu alanları) tahrip edilmektedir.
- ODTÜ`nün tüm bileşenleriyle yürüttüğü bir dizi ortak çaba sonucu etrafı ağaçlandırılarak bugüne kadar yaşatılan Eymir Gölü farklı konut projeleriyle ayrıcalıklı bir grubun iç bahçesine ve manzara alanına dönüştürülmeye çalışılmaktadır.
- Doğal arıtma niteliğindeki sazlıkların daha kaliteli suyu Eymir Gölüne ulaştırdığı ve Eymir-Mogan Gölü arasında her iki gölün akış bağlantısında bulunan Gölbaşı Düzlüğü (Sazlığı) sanayi yatırımlarıyla tahrip edilmektedir. Kaldı ki alanın bir kısmı geçmiş yıllarda çevredeki tasçılık işletmeleri ve inşaatlar tarafından cüruf ve hafriyat dökülerek doldurulmuş ve birçok sazlık-bataklık alan vasfını yitirmiştir. Tüm bunların üzerine bugün alan Gölbaşı Millet Bahçesi kullanımına konu edilmiştir.
- İlk kez 2011 genel seçimlerinden önce dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gündeme getirilen, Ankara`nın "çılgın projesi" olarak duyurulan "Kanal Ankara" projesi, 2014 yerel seçimleri sürecinde Melih Gökçek`in de vaatlerinden de birisi olmuştur.
- Etaplar halinde hazırlanan ve ilk etabı tamamlanan Kanal Ankara Projesi`nin 1. Etabı niteliğindeki İmrahor Millet Bahçesi projesinin yapım sürecinin devam ettiği dönemde imar planlarına, ihaleye ve inşaat ruhsatlarına ilişkin hukuki mücadele yürütülmüştür ancak vadi tabanına beton dökülerek yapay havuz yapılmış ve önemli bir bölümü yine yapılaşmaya konu edilmiştir. Sinpaş-Oran konutlarının gölgesinde betondan bir kanala hapsedilerek akan bir suyun etrafına konuşlandırılmış birkaç büfeden ibaret bir alan rekreasyon alanı olarak pazarlanmaktadır.
- "Yeni Güneypark Kentsel Gelişim ve Dönüşüm Planlama Alanları" olarak bilinen "Güneypark Konutları" alanı da İmrahor Vadisinin batı yamaçlarında yer alan yaklaşık 200 hektarlık bir dönüşüm alanıdır. Mühye 902 parsel ve çevresini de içine alan planlama alanında 27.745 kişilik nüfus öngörüsü vardır. Yine bu alana çok yakın olan ve bu dönüşüm projesi kapsamındaki Sinpaş Altınoran (Marina Ankara ve Başkent Emlak Konutlarıyla birlikte) Konutları, 2010 yılından beri Odamızın mücadele alanlarından biridir. Mahkemenin birçok kez aldığı yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarına rağmen inşaatların devam ettiği ve ruhsatların alındığı bir alandır.
- Tüm bunlarla birlikte kentin havalandırma koridoru niteliğindeki kamusal bir vadi alanında her gün yeni bir yapılaşma tehdidi oluşmaktadır.
İmrahor Vadisi üzerinde turizm ve ticaret kullanımı ağırlıklı yapılaşmayı öngören imar planlarına karşı farklı zamanlarda açtığımız dava kararlarıyla bazı planlara iptal kararları verilse de maalesef alandaki ciddi yapılaşma baskısı bugünlere kadar devam etmiş, lehimize sonuçlanan mahkeme kararları, mekânda karşılık bulmamıştır.
Dava Süreçleri
Sırasıyla Gölbaşı ve İmrahor Milet Bahçelerine ilişkin güncel dava kararları şu şekildedir:
1. Mühye Mahallesi İmrahor Millet Bahçesinin yapımı kapsamında 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümleri ve 3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 02.06.2020 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açtığımız davada;
- İlk etapta İdare Mahkemesince planların iptali yönünde karar verilmiştir.
- Ardından bu karar davalılar tarafından istinafa taşınmış, Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusu kabul edilmiş, yani İdare Mahkemesinin iptal kararı kaldırılmıştır.
- Nihai olarak bu kararın Şubemizce temyiz edilmesi üzerine Danıştay 6. Daire 2025/7084 sayılı karar numarasıyla Bölge İdare Mahkemesinin kararını onaylamış yani maalesef davamızı reddetmiştir. Danıştay tetkik hakiminin aksi yöndeki görüşüne rağmen alınan bu kararı anlamak mümkün değildir.
2. Gölbaşı Millet Bahçesi projesi kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 10/06/2022 tarih ve 3865903 sayılı Olur‘u ve Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 109.maddesi uyarınca onaylanan Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi, Gölbaşı ilçesi, Şafak Mahallesinde yaklaşık 72,4 hektarı kapsayan alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açtığımız davada;
- İdare Mahkemesince, hazırlanan bilirkişi raporu ile birlikte yapılan değerlendirmeyle dava konusu plan değişikliklerinin, planların kademeli birlikteliği ilkesine, ilgili mevzuat hükümlerine, kamu yararına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına ve Millet Bahçeleri Rehberi‘ne uygun olduğu sonucuna varılmış, yani davamız reddedilmiştir.
- Ardından Şubemiz bu kararı istinafa taşımıştır. İstinaf aşamasında mahkeme daha önceki bilirkişi raporlarını dikkate almıştır. Raporlarda Gölbaşı Düzlüğündeki su rejiminin ve su kalitesinin (sazlık ve akiferdeki suyun) korunması gerektiği, sazlıklarda kuluçkaya yatan kuş türlerinin dolgu alanlarında yürütülecek faaliyetlerden zarar görebileceği, Gölbaşı ÖÇK Bölgesi Yönetim Planında da bahsedildiği üzere Hassas A ve B bölgelerinin insan aktivitelerinden arındırılması gerektiği, 1/50.000 ölçekli Gölbaşı ÇDP değişikliğiyle bataklık ve sazlıklardan oluşan söz konusu alana "millet bahçesi" kullanımının getirilmesinin Gölbaşı ÖÇK bölgesinin ekosistemine zarar verici nitelikte olduğu, benzer şekilde Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde tanımlanmasına rağmen "millet bahçesi" kullanımının hassas ve mutlak koruma alanı içinde yer almasının koruma ilkeleriyle çekilebileceği ve ekosistem bütünlüğü için risk doğurduğu, vurgulanmış ve raporlarda dikkat çekilen hususlar doğrultusunda Bölge İdare Mahkemesinin 2025/1146 sayılı karar numarasıyla sonuçlanan davada mahkeme istinaf başvurumuzu kabul ederek plan değişikliklerini hukuka ve mevzuata uygun bulmamıştır. Yargılama, temyiz yolu açık olmak üzere devam etmektedir.
Sonuç
Ankara`nın doğal değeri böylesine yüksek bir bölgesinde birbirine çok yakın iki alanda yürütülen Gölbaşı ve İmrahor millet bahçesi projelerinde mahkemelerce birbirinin tamamen zıttı karar verilmesi hukuk sistemimizin yozlaşmışlığını ve bilimsel kararlardan ne kadar uzaklaşıldığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Aynı havza sisteminin bütünleyicisi niteliğindeki iki alanın bilirkişi raporlarıyla da defaatle kamu yararına aykırılığı tescillenen "millet bahçesi" adı altında betona boğulmasına, ekolojik değerlerinin tahrif edilmesine karşı verilmesi gereken çok net bir karar bulunmaktadır: İmrahor Vadisinin yapılaşmadan arındırılması, 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında tanımlandığı gibi büyük bir hassasiyet ve özenle havza alanına ilişkin bütüncül bir koruma politikasının geliştirilmesidir. Aynı havza bütünlüğü içinde birbirine tamamen zıt kararların üretilebilmesi, planlama alanının sistematik biçimde siyasal tercihlere göre şekillendirildiğini göstermektedir. Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi olarak; Ankara`nın son kamusal vadilerinin betona teslim edilmesine karşı hukuki, mesleki ve kamusal mücadelemizi kararlılıkla ve sonuna kadar sürdüreceğiz.
TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi