Bugün, 9 Mart 2026 tarihinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri bünyesinde kamusal görevlerini yürüten meslektaşlarımızın, hukuki dayanaktan yoksun iddialarla yargılandığı davanın duruşma süreci başlamış bulunmaktadır. TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi olarak soruşturma aşamasından itibaren titizlikle takip ettiğimiz bu sürecin; doğrudan doğruya yurttaşların iradesini, kamusal hizmetlerin yürütülmesini ve demokratik katılımı hedef alan bir operasyon olduğunu vurgulamak zorundayız. Bugün görülmeye başlanan dava; tüm birikimlerini kamu yararına adamış ve mesnetsiz soruşturmalar ile cezalandırılmaya çalışılan meslektaşlarımız Tayfun Kahraman, Nuri Cem Ceylan, Gürkan Akgün, Ramazan Gülten, Mehmet Murat Çalık, Resul Emrah Şahan, Buğra Gökçe, Sinan Çetiz, Rana Uysal, Aslı Kotan ve Evren Buçan başta olmak üzere tüm kamu görevlilerinin üstünde bir baskı mekanizması oluşturulmaya çalışıldığının açık bir göstergesidir.
Meslektaşlarımızın yüklendiği sorumlulukların, hiçbir maddi temeli olmayan zorlama yorumlarla ve niyet okumalarla kriminalize edilmeye çalışıldığı görülmektedir. Kamu kurumlarında görev alan şehir plancıları, idari hiyerarşi içerisinde ve yasal çerçevede, yurttaşlarımızın ortak çıkarı için bilimin ve hukukun gerektirdiği mesleki sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlüdür. Bu sorumlulukların siyasi hesaplarla birer suç unsuru gibi gösterilmesi, yalnızca meslektaşlarımızı değil, kamu yararı adına çalışan, mücadele eden bütün meslek insanlarının baskı altına alma girişimidir. Aylardır süren ve birer güvenlik tedbiri olmaktan çıkarak peşin bir cezalandırmaya dönüşen tutukluluk ve adli kontrol uygulamaları, bu davanın bir yargılama süreci olmaktan ziyade, kamu yararı ilkesini savunan kadroları yıldırmaya yönelik bir araç haline geldiğini tescil etmektedir. Masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının sistematik olarak aşındırıldığı bu ortamda, dürüstlükle görevini icra eden herkesin maruz bırakıldığı baskı, toplumun adalet inancına indirilen ağır bir darbedir.
Bu davanın arka planındaki sistematik yapıyı, Türkiye`nin son yıllarda tanıklık ettiği geniş kapsamlı hukuksuzluk ikliminden ve meslek alanımıza yönelik süreklilik arz eden saldırılardan bağımsız ele almak mümkün değildir. Meslek alanımızın ve meslektaşlarımızın sindirilmeye çalışıldığı bu karanlık süreç, Gezi davası ile başlamış ve bugünkü İBB soruşturması ile yeni bir boyuta evrilmiştir. Gezi davasında mesleki doğrularını savunduğu için haksızca tutsak edilen geçmiş dönem şube başkanımız Tayfun Kahraman`ın yaşadığı süreç ne kadar hukuksuzsa, bugün İBB bünyesindeki meslektaşlarımızın sanık sandalyesine oturtulması da aynı sistematik kuşatmanın bir ürünüdür. Gezi`den bugüne uzanan bu hat; bilimi, hukuku ve kamu yararını savunan her türlü mesleki pratiği cezalandırma iradesinden beslenmektedir. Bu baskı zinciri, sadece belirli isimleri değil, doğrudan yerel yönetimlerin özerk yapısını ve şehircilik bilimine dayalı planlama süreçlerini hedef almaktadır.
TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi olarak; meslektaşlarımızı bu belirsizlik ve baskı ortamında asla yalnız bırakmayacağımızı, mesleki birlikteliğimizden asla ödün vermeyeceğimizi ilan ediyoruz. Bugün görülmeye başlanan bu davanın ilk celsesi ile birlikte talebimiz nettir: Siyasi saiklerle ve teknik dayanaktan yoksun bir biçimde kurgulanan bu iddianameler ve yargısal süreçler ivedilikle sonlandırılmalı, meslektaşlarımızın hakları iade edilmeli ve tüm yargılananlar beraat etmelidir. Gezi davasından İBB soruşturmasına kadar uzanan, meslektaşlarımıza ve meslek alanımıza yöneltilen bu baskı zinciri, bizleri kentlerimizi ve bilimi savunmaktan asla vazgeçirmeyecektir. Meslektaşlarımızın maruz bırakıldığı bu süreçler, toplumun vicdanında şimdiden mahkum olmuştur.
Bugün başlayan duruşma süreciyle birlikte, adaletin yeniden tecelli etmesini, bilimin ve aklın kazandığı bir döneme girilmesini bekliyoruz. Tüm demokratik kitle örgütlerini, meslektaşlarımızı ve duyarlı kamuoyunu haksızlığa uğrayan arkadaşlarımızla dayanışmaya davet ediyoruz. Bilimin sesini mahkeme salonlarında susturmaya çalışanlar, tarihin ve toplumun vicdanında karşılık bulamayacaklardır. Bizler, meslektaşlarımızın dürüstlüğüne ve yürüttükleri faaliyetlerin meşruiyetine olan sarsılmaz inancımızla; adalet yerini bulana, her bir arkadaşımız aramıza dönene dek bu sürecin takipçisi olmaya ve haykırmaya devam edeceğiz:
Şehir Plancılarına Özgürlük!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi