Bugün, Emek ve Dayanışma Günü vesilesiyle; emeğin, dayanışmanın ve toplumsal adaletin önemini bir kez daha hatırlatıyoruz. Şehir plancıları olarak, sadece mesleki haklarımızı değil, aynı zamanda kentlerimizin ve kamusal alanlarımızın geleceğini de savunmanın sorumluluğunu taşıyoruz.
Kentler, yapılı bir çevre olmaktan öte; eşit, özgür ve adil bir yaşamın mekânlarıdır. Ancak bugün kentlerimiz, rant odaklı politikalar, plansız büyüme ve kamusal alanların her geçen gün yok edilmesi tehdidi altındadır. Parklar, ormanlar, zeytinlikler, meydanlar, kıyılar ve tüm ortak yaşam alanları, toplumun ortak kullanımından uzaklaştırılmakta; kamusal alanlar özelleştirme, Milas Akbelen`de olduğu gibi acele kamulaştırma ve kontrol mekanizmalarıyla sınırlandırılmaktadır.
Oysa kamusal alanlar, demokratik yaşamın en önemli unsurlarından biri olmakla birlikte herkesin eşit ve özgür biçimde erişebildiği, bir araya gelebildiği, sözünü söyleyebildiği bu alanlar; kent hakkının vazgeçilmez parçasıdır.
Meslek alanımızda ise güvencesiz çalışma koşulları, artan işsizlik ve liyakatsiz atamalar, emeğimizi değersizleştirmekte; bilimsel ve teknik bilgiye dayalı planlama süreçleri giderek zayıflatılmaktadır. Oysa sağlıklı, güvenli ve yaşanabilir kentler ancak kamusal yararı gözeten, katılımcı ve bilimsel planlama anlayışıyla mümkündür.
Bu 1 Mayıs`ta, emeğin ve dayanışmanın gücüyle; kentlerimizi, kamusal alanlarımızı ve geleceğimizi savunmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyor, bu mücadeleyi verdiği için tutsak edilen meslektaşlarımızın da kısa sürede özgürlüklerine kavuşmalarını talep ediyoruz.
Yaşasın emek, yaşasın dayanışma, yaşasın kamusal alanlar!