7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara`da gerçekleştirilecek 36. NATO Zirvesi için Ankara Valiliği`nin duyurusu ile kentte 28 Haziran-10 Temmuz 2026 tarihleri arasında 13 gün sürecek olağanüstü hâl koşullarını aratmayan kararlar alınmıştır.
Ankara‘da esnafın, öğrencilerin ve kentlilerin gündelik yaşamını aksatacak, ulaşım güzergâhlarından parkları ve diğer kamusal alan kullanımlarını da içine alan birçok yasak ve kısıtlama hayata geçirilmiştir. Tüm bu kısıtlamalar ve yasaklara dair kamuoyu şeffaf bir şekilde bilgilendirilmemekte ve bu olağanüstü uygulamalar karşısında kent hakkı hukuksuzca gasp edilmektedir.
NATO zirvesi için basına yansıyan rakamlarla şu ana kadar 11 milyar 579 milyon 319 bin TL`lik çok ciddi miktarda bir kamu kaynağı harcanmıştır. Yerel ve merkezi yönetim birimleri Ankara`da son yıllarda giderek artan ulaşım ve altyapı gibi önemli problemlere dair kalıcı çözümler sunamazken ve bütçe ayırmazken, bu zirve için Ankara Büyükşehir Belediyesi bütçesinden şu ana kadar 69 milyon 848 bin 198 TL harcama yapıldığı basına yansımıştır. Emperyalist savaş tüccarlarının ülkemizde organize ettikleri ve yeni militarist anlaşmaların görüşüleceği bu zirve kapsamında kentimizi emperyalistlere pazarlayan bir hazırlık yürütülmektedir. Daha estetik bir görüntü sağlamak adına dikey bahçelerin yapılması, yollardaki çukurların doldurulması, her yere asfalt dökülmesi, kaldırımların ve bina cephelerinin temizlenip yenilenmesi, Etimesgut askeri havalimanının pistinin uzatılması gibi uygulamalar, planlamanın temel ilkeleriyle bağdaşmayan, Ankara‘nın gerçek ihtiyaçlarını geri plana iten ve kenti küresel güç odaklarına sunulan bir vitrine dönüştüren anlayışın somut yansımalarıdır. Kamu idarelerinin en temel görevlerinden biri de kamusal hizmet sunumu olarak altyapı yatırımları yapmak ve toplumun temel ihtiyaçlarını karşılamaktır. Ancak onlarca yıldır ihmal edilen kamusal altyapı hizmetleri, zirve için birkaç gün içinde sunulabilmiştir. Bu da başta belediyeler olmak üzere diğer tüm kamu idarelerinin bütçe, yoğunluk, personel yetersizliği gibi bahanelerinin dayanaktan yoksun olduğunun en açık kanıtıdır. İstenildiği takdirde mümkün olan en kısa sürede vatandaşların sorunları çözülebilmiş, kentsel altyapı yatırımları hız kazanmıştır. 10 gündür Ankara`da taban maaş hakları için açlık grevinde olan özel sektör öğretmenlerinin talepleri görmezden gelinirken, gün geçtikçe artan yoksulluğa rağmen kamu kaynaklarının bu şekilde harcanmasını kabul etmiyoruz.
Kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenmesi planlanan sınav, sempozyum, mezuniyet töreni, kutlama ve benzeri etkinlikler yasaklanmıştır.
Bununla birlikte, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, bildiri dağıtımı, oturma eylemi, açlık grevi, miting ve stant açma gibi etkinlikler de yasaklanmıştır. Örneğin 10 gündür Ankara`da taban maaş hakları için açlık grevinde olan özel sektör öğretmenlerinin talepleri görmezden gelinmiştir. Dahası, zirvenin yapılacağı çevrede bulunan sokak hayvanlarının toplatılmasına yönelik kararlar alınmıştır. Tüm bu yasaklamalar sözde güvenlik gerekçesiyle kentin adeta bir açık hava hapishanesine dönüştürülmesidir.
Kentin yurttaşlarına kapatılması ve sosyal hayatın güvenlikçi politikalar doğrultusunda yeniden düzenlenmesi kabul edilebilir değildir. Tüm bu hukuksuz uygulamaların yanında, sözde güvenlik gerekçesiyle aralarında akademisyenlerin, gazetecilerin, öğrencilerin bulunduğu yüzlerce yurttaş şafak baskınıyla gözaltına alınmıştır.
NATO Zirvesi bahane edilerek Ankara`da adeta olağanüstü hâl ilan edilmesini, temel demokratik hakların yasaklanmasını, kamu kaynaklarının emperyalist zirve için harcanmasını ve kent hakkımızın gasp edilmesini kabul etmiyoruz.
Hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan tüm yurttaşların serbest bırakılmasını, anayasal güvence altındaki toplantı, gösteri ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan tüm keyfi yasakların kaldırılmasını talep ediyoruz. Gün geçtikçe artan yoksulluğa rağmen kamu kaynaklarının bu şekilde harcanmasını kabul etmiyoruz.
NATO Zirvesi bahane edilerek Ankara`nın fiilen olağanüstü hâl koşullarına sürüklenmesini, temel hak ve özgürlüklerin keyfi yasaklarla ortadan kaldırılmasını, kamu kaynaklarının halkın acil ihtiyaçları yerine emperyalist savaş politikalarına hizmet eden bir zirve için seferber edilmesini ve kent hakkımızın gasp edilmesini kabul etmiyoruz.
Hukuksuz biçimde gözaltına alınan tüm yurttaşların derhal serbest bırakılmasını; anayasal güvence altında bulunan toplantı ve gösteri yürüyüşü, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü kısıtlayan tüm yasakların kaldırılmasını talep ediyoruz. Derinleşen yoksulluk, eğitim, sağlık, barınma ve ulaşım gibi temel sorunlar çözümsüz bırakılırken kamu kaynaklarının NATO Zirvesi için seferber edilmesini reddediyoruz. Ankara`nın güvenlikçi politikalarla kuşatılmasına, kent yaşamının felç edilmesine ve halkın demokratik haklarının askıya alınmasına karşı; eşit, özgür ve demokratik bir kent yaşamını savunmaya devam edeceğiz.