KENT HAKKINI, HALK İRADESİNİ VE MESLEKTAŞLARIMIZI SAVUNUYORUZ!
BASIN AÇIKLAMALARI
31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra belediyelere yönelik başlayan siyasi operasyonlarla içinde şehir plancısı meslektaşlarımızın da bulunduğu birçok yönetici ve belediye çalışanı haksız bir şekilde görevinden alınmış ve tutuklanmıştır.
Meslektaşımız Tayfun Kahraman`nın hastaneye götürülürken maruz kaldığı işkence, meslektaşımız Gürkan Akgün`ün ilk duruşmasının, tutukluğunun üzerinden 15 ay sonra gerçekleşmesi, kızının doğumunu doğumdan 10 saat sonra avukat görüş kabininde öğrenen Ramazan Gülten`in İstanbul`un tarihi siluetini korumaya yönelik çalışmalarının suç gibi gösterilmesi, Resul Emrah Şahan`ın Şişli`nin 72 katlı bir gökdelene değil, kamusal açık ve yeşil alanlara ihtiyaç duyduğunu savunduğu için ilgili inşaat şirketinin patronunun beyanı esas alınarak tutuklanması, 4 bin sayfalık iddianamesi ve 143 suç isnadı bulunan Ekrem İmamoğlu`na savunma yapması için çok kısıtlı bir süre tanınması gibi onlarca hukuksuz ve keyfi uygulama İBB davası marifetiyle halihazırda sürdürülmektedir.
İstanbul başta olmak üzere Türkiye`nin dört bir yanında belediyelere yönelik devam eden bu siyasi nitelikli davaların yeni halkası, Çankaya Belediyesi üzerinden Ankara`ya taşınmış, belediye başkanının da aralarında bulunduğu 24 kişi tutuklanmıştır. Bu siyasi operasyonlarla yerel yönetimler üzerinden yürütülen yargı süreçleri yerel demokrasileri işlevsiz hale getirmekte; halkın temsil hakkı gasp edilmektedir. Ayrıca bu süreçle yalnızca CHP`ye ve Ankara Büyükşehir Belediyesi`ne yeni bir siyasi baskı oluşturulmak istenmemekte; aynı zamanda belediyelerde görev yapan meslektaşlarımıza da açık bir gözdağı verilmektedir.
2016 yılında kayyım atamaları ile başlayan yerel yönetimler üzerindeki baskılar devam etmektedir. Halkın oyu ile seçilmiş belediye başkanları kriminalize edilmekte, gizli tanık ifadeleri gibi yöntemlerle yürütülen siyasi operasyonlarla birçok şehirde belediye başkanları, bürokratlar, şehir plancıları, müdürler, danışmanlar gibi çok farklı gruptan çalışan hedef haline getirilmektedir. Muhalif belediyelerin bu şekilde gasp edilmesi, kent yönetiminin siyasi müdahalelerle etkisizleştirilmesi, demokrasi ve yerel yönetimlerin bağımsızlığı açısından son derece antidemokratik ve halk iradesini yok sayan bir müdahaledir.
Kayyım atamaları, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması ya da görevden uzaklaştırılması, kamusal sorumluluğu esas alan şehir plancılarının tutuklanması gibi uygulamalar yerel iradeyi yok saymakta, kamusal hizmeti ise baskı altına alarak işlevsizleştirmektedir. Bu uygulamalarla, kent yönetimi demokratik katılımı ve yerel özerkliği esas alan bir yönetim anlayışından uzaklaştırılarak, siyasi baskı altında hareket eden atanmışların belirleyici olduğu merkeziyetçi bir yapıya dönüştürülmektedir.
Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi olarak, halkın demokratik iradesini yok sayan, yerel yönetimleri yargı eliyle etkisizleştirmeyi ve tasfiye etmeyi amaçlayan bu hukuka aykırı uygulamalara derhal son verilmesini talep ediyoruz. Kamu yararını savunduğu ve mesleki bilgi birikimini bu amaçla kullandığı için tutuklanan meslektaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.
Meslektaşımız Tayfun Kahraman`nın hastaneye götürülürken maruz kaldığı işkence, meslektaşımız Gürkan Akgün`ün ilk duruşmasının, tutukluğunun üzerinden 15 ay sonra gerçekleşmesi, kızının doğumunu doğumdan 10 saat sonra avukat görüş kabininde öğrenen Ramazan Gülten`in İstanbul`un tarihi siluetini korumaya yönelik çalışmalarının suç gibi gösterilmesi, Resul Emrah Şahan`ın Şişli`nin 72 katlı bir gökdelene değil, kamusal açık ve yeşil alanlara ihtiyaç duyduğunu savunduğu için ilgili inşaat şirketinin patronunun beyanı esas alınarak tutuklanması, 4 bin sayfalık iddianamesi ve 143 suç isnadı bulunan Ekrem İmamoğlu`na savunma yapması için çok kısıtlı bir süre tanınması gibi onlarca hukuksuz ve keyfi uygulama İBB davası marifetiyle halihazırda sürdürülmektedir.
İstanbul başta olmak üzere Türkiye`nin dört bir yanında belediyelere yönelik devam eden bu siyasi nitelikli davaların yeni halkası, Çankaya Belediyesi üzerinden Ankara`ya taşınmış, belediye başkanının da aralarında bulunduğu 24 kişi tutuklanmıştır. Bu siyasi operasyonlarla yerel yönetimler üzerinden yürütülen yargı süreçleri yerel demokrasileri işlevsiz hale getirmekte; halkın temsil hakkı gasp edilmektedir. Ayrıca bu süreçle yalnızca CHP`ye ve Ankara Büyükşehir Belediyesi`ne yeni bir siyasi baskı oluşturulmak istenmemekte; aynı zamanda belediyelerde görev yapan meslektaşlarımıza da açık bir gözdağı verilmektedir.
2016 yılında kayyım atamaları ile başlayan yerel yönetimler üzerindeki baskılar devam etmektedir. Halkın oyu ile seçilmiş belediye başkanları kriminalize edilmekte, gizli tanık ifadeleri gibi yöntemlerle yürütülen siyasi operasyonlarla birçok şehirde belediye başkanları, bürokratlar, şehir plancıları, müdürler, danışmanlar gibi çok farklı gruptan çalışan hedef haline getirilmektedir. Muhalif belediyelerin bu şekilde gasp edilmesi, kent yönetiminin siyasi müdahalelerle etkisizleştirilmesi, demokrasi ve yerel yönetimlerin bağımsızlığı açısından son derece antidemokratik ve halk iradesini yok sayan bir müdahaledir.
Kayyım atamaları, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması ya da görevden uzaklaştırılması, kamusal sorumluluğu esas alan şehir plancılarının tutuklanması gibi uygulamalar yerel iradeyi yok saymakta, kamusal hizmeti ise baskı altına alarak işlevsizleştirmektedir. Bu uygulamalarla, kent yönetimi demokratik katılımı ve yerel özerkliği esas alan bir yönetim anlayışından uzaklaştırılarak, siyasi baskı altında hareket eden atanmışların belirleyici olduğu merkeziyetçi bir yapıya dönüştürülmektedir.
Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi olarak, halkın demokratik iradesini yok sayan, yerel yönetimleri yargı eliyle etkisizleştirmeyi ve tasfiye etmeyi amaçlayan bu hukuka aykırı uygulamalara derhal son verilmesini talep ediyoruz. Kamu yararını savunduğu ve mesleki bilgi birikimini bu amaçla kullandığı için tutuklanan meslektaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.