Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları, Mekansal Planlama Süreçlerinden Bağımsız Düşünülemez!
- Yayına Giriş Tarihi
- 21.08.2026
- Güncellenme Zamanı
- -
- Yayınlayan Birim
- MERKEZ
- Görüntüleme
- 15
4 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları ile İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları Hakkında Yönetmelik”, iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum politikalarının yerel düzeyde kurumsallaştırılması açısından önemli bir düzenlemedir. Yerel yönetimlerin iklim değişikliğine uyum kapasitesini artırmayı amaçlayan bu yönetmelik, ülkemizde iklim politikalarının yerel ölçekte sistematik biçimde ele alınması bakımından önemli bir başlangıç niteliği taşımaktadır.
Ancak iklim değişikliğine uyumun, yalnızca çevre yönetimi kapsamında ele alınabilecek teknik bir konu olmadığı, kentlerin geleceğini belirleyen temel bir mekânsal planlama meselesi olduğunu hatırlatmak gerekmektedir. Bu nedenle yönetmeliğin uygulanma sürecinde şehir planlama disiplininin bilgi birikimi ve deneyiminden etkin biçimde yararlanılması büyük önem taşımaktadır.
Bu kapsamda, öncelikle İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurullarının yalnızca idari koordinasyon sağlayan yapılar olarak değil, bilimsel ve teknik bilgiye dayalı karar üreten platformlar olarak çalışması gerekmektedir. Kurulların çalışmalarında şehir plancılarının ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kurumsal katkılarının güvence altına alınması, alınacak kararların mekânsal uygulanabilirliğini ve bilimsel niteliğini güçlendirecektir.
Bunun yanında, yerel iklim değişikliği eylem planlarının hazırlanması ve uygulanması, risk analizleri, arazi kullanım kararları, ulaşım sistemleri, yeşil ve mavi altyapı, açık alan sistemi, kentsel dönüşüm, altyapı yatırımları ve afet risklerinin birlikte değerlendirilmesini gerektiren disiplinler arası bir süreçtir. Bu nedenle belediyelerde iklim eylem planları alanında yeterli teknik kapasitenin oluşturulması, şehir plancıları başta olmak üzere ilgili uzmanlık alanlarında nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesi ve yerel yönetim personelinin sürekli eğitimlerle desteklenmesi yönetmeliğin başarısı açısından temel bir gerekliliktir.
Öte yandan, yerel iklim değişikliği eylem planlarının mevcut planlama sisteminden bağımsız belgeler olarak değerlendirilmesi yerine, ülkemizin mekânsal planlama sistemiyle bütünleşik biçimde uygulanması zorunludur. Yönetmeliğin; İklim Kanunu, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği, afet risk azaltma planları, çevre düzeni planları, nazım ve uygulama imar planları ile diğer sektörel planlama araçları arasında güçlü bir eşgüdüm sağlayacak şekilde uygulanması, iklim değişikliğine uyum hedeflerinin hayata geçirilmesinde belirleyici olacaktır.
TMMOB Şehir Plancıları Odası olarak, iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum politikalarının başarıya ulaşmasının ancak bilimsel esaslara dayalı, katılımcı ve bütünleşik bir mekânsal planlama anlayışıyla mümkün olacağını vurguluyor, şehir planlama disiplininin bilgi birikiminin bu sürecin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.