TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ
ANA SAYFA BİZE ULAŞIN BAĞLANTILAR SİTE HARİTASI

20 EKİM 2021 ÇARŞAMBA  

HAKKIMIZDA MEVZUAT YAYINLAR KOMİSYONLAR TUPOB KOLOKYUM
ADANA  ANKARA  ANTALYA  BURSA  DİYARBAKIR  İSTANBUL  İZMİR  KAYSERİ  KONYA  MUĞLA  SAMSUN  TRABZON
SPOBİS ÜYE GİRİŞİ SPOBİS PERSONEL GİRİŞİ

GENEL MERKEZ 

 
 
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB

      BARINMA HAKKI MÜCADELESİNİ SAHİPLENİYOR, YÖNETİCİLERİ SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMEYE DAVET EDİYORUZ.

BASIN AÇIKLAMASI

Yayına Giriş Tarihi: 27.09.2021
Güncellenme Zamanı: 27.09.2021 14:14:22
Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ

 

Güncellenme Zamanı: 19.10.2021 11:20:59

 

Barınma Hakkı Mücadelesini Sahipleniyor,

Yöneticileri Sorumluluklarını Yerine Getirmeye Davet Ediyoruz.

Türkiye toplumun farklı kesimlerinin (işçiler, memurlar, öğrenciler, göçmenler vb) ihtiyaç duyduğu barınma gereksinimine planlı bir biçimde nitelikli çözümler üreten bir ülke olmaktan 1950`li yıllar itibariyle uzaklaşmaya başlamıştır. 1980 sonrasında planlı ve kamucu bir iktisadi gelişimi tamamen terk eden ülkemizde barınmaya dair politikalar piyasa mekanizması yoluyla geliştirilmeye başlamıştır. Yani bugün yaşadığımız barınma sorununun devlet müdahalesinin giderek azaldığı ve yok olduğu 70 yıllık bir geçmişi vardır. AKP`nin 2002 yılında iktidara gelişinden bu yana Türkiye`de inşaat ve gayrimenkul sektörlerinin geçirdikleri dönüşümler ve bu sektörlerin Türkiye ekonomisi içinde adaletsizliği perçinleyen başat konumu ile problem 70 yıldır hiç olmadığı kadar derinleşmiştir. Bugün hepimiz toplumsal alanda iyiden iyiye görünür olan piyasa koşullarının getirdiği iktisadi krizin bir uzantısı olarak ortaya çıkan barınma sorunu ile baş edemeyecek noktaya geldik. 

 

Bugün piyasa mekanizmasının çözemediği toplumsal taleplerden doğan bir planlama sorunu ile karşı karşıyayız. Öncelikle üniversite öğrencilerinin #Barınamıyoruz hareketi ile başlayan sürecin bir ayağını yurtsuzluk problemi oluşturmaktadır. Türkiye`de 1980`li yıllar itibariyle ivme kazanan yükseköğretim düzeyinde okullaşmanın ve kontenjanların plansız bir biçimde sürekli artırılması stratejisinin karşısında ihtiyaç duyulan barınma alanları benzer düzeyde geliştirilmemiştir. Üniversitelerin kendi öğrencilerine yurt sağlama kapasitesi yaklaşık olarak %2 seviyesinde kalmıştır.(1) Kredi Yurtlar Kurumu eliyle sunulan yurtlar ise uzaktan eğitim ve açıköğretim öğrencileri dışındaki üniversite öğrencilerinin yaklaşık olarak yalnızca %18`ine hizmet sunabilmektedir. (2) Sonuç olarak kamunun yokluğunda vakıf/dernek yurtları, özel yurtlar, pansiyonlar, cemaat/tarikat destekli evler, paylaşımlı kiralık evler şeklinde çeşitlenen biçimlerde yeni barınma modelleri piyasa koşulları içinde açığa çıkmıştır. Bugün ise devlet yurtlarında barınma imkanı bulamayan ve özel yurtlarda kalacak maddi imkanı bulunmayan ya da cemaat/tarikat/vakıf/dernek yurtlarında kalmak istemeyen öğrenciler için paylaşımlı şekilde bir konutta yaşamak da imkansız hale gelmiştir.

 

Bugün tıpkı öğrenciler gibi barınacak bir ev bulmaya çalışan alt ve orta gelir grubu; konutun bir yatırım aracı olarak görüldüğü, dolayısıyla yüksek ev sahipliğinin olduğu, kamuya ait bir kiralık sektörünün bulunmadığı, buna karşın yüksek oranda bir özel kiralık stoğunun olduğu, bu stoğun da kent merkezleri ve çalışma alanlarıyla bağlantısının kurulmadığı bir konut piyasası ile karşı karşıyadır. Bugüne kadar Türkiye`de yaklaşık 840 bin konut, merkezi yönetim eliyle üretilmiştir. Bu uygulamaların büyük bir kısmı orta gelir grubuna yönelik üretilirken, bunların yaklaşık %14`ü "kaynak geliştirme" için, üst gelir grubuna yönelik üretilen konutlar olmuştur. (3) Böylesi bir tabloda kentselliğe ve toplumda ihtiyaç duyulan farklı yaşam modellerine katkı koyma konuları eksik bırakılmıştır. Konu devlet nezdinde sadece niceliksel bir mesele olarak ele alınırken piyasa koşullarında üretilen özel kiralık konut stoğu içinde kriz giderek derinleşmiştir.

 

Türkiyedeki boş konut stoğuna baktığımızda ise nüfusun ihtiyaçlarının çok ötesinde bir tablo ile karşılaşılmaktadır. Konut piyasasının sorunsuz işleyebilmesi için stok boşluk oranının %4-6 düzeyinde olması beklenmektedir. Stok boşluk oranının bu düzeyin altında olması konut piyasasında bir darlık olduğunun göstergesi iken aksi ise aşırılığa işarettir. Mevcut istatistiklerden yapılan çıkarımlara dayalı olarak ülke düzeyinde ruhsatlı stokta %20 civarında bir boş stok olduğunu söylemek mümkündür.(4) Buna rağmen özellikle büyük kentlerin merkezi alanlarındaki konut kiralarındaki fahiş fiyatlar konut arzının toplumun talepleri ile kesişmeyecek nitelikte olduğuna işaret etmektedir. Başka bir deyişle öğrencilerin ve çalışan kesimlerin gidip geldiği üniversite ve çalışma alanları ile bağlantısız bir konut stoğundan bahsetmek mümkündür. Bu nedenle kent merkezleri ile bütünleşik, toplum tarafından yoğun biçimde talep edilen konutların fiyatları da emlakçıların ve ev sahiplerinin elinde ödenemeyecek rakamlara ulaşmıştır.

 

Sonuç olarak bugün otellerde geçici barındırma, öğrenciye ev sahibinin insiyatifinde olacak şekilde ucuza konut kiralama şeklinde geliştirilen pratiklerin, yukarıda özetlenmeye çalışılan oldukça karmaşık bir sorunun kalıcı biçimde çözümüne olanak sağlamayacağı açıktır. 

 

Sorun alt ve orta gelir grubunun bir bütün halinde Türkiye kentlerinde barınamamasıdır.

 

Barınma hakkının kalıcı, bütüncül bir biçimde çözümü için: 

 

  • Devlet toplumun farklı kesimleri için kentle bütünleşik toplu konutlar, yurtlar, pansiyonlar, lojmanlar, sosyal konutlar üretmelidir.


  • Bölgesel ve kentsel düzeyde, konut için kaynak tahsis stratejileri oluşturulmalıdır. Bu stratejiler kentlerin ve bölgelerin gelişme eğilimleri ile ilişkilendirilmiş nitelikli toplu konut uygulamalarını kapsamalıdır. 


  • Bölgelere ve kentlere özgü toplumsal sorunlar analiz edilmeli, afet riskleri ve olası çevresel sorunlar göz önünde bulundurularak gereksinmelerin karşılanabileceği doğru ve uygulanabilir planlama ve tasarımlar yapılmalıdır.


  • Konut ihtiyacının ne kadar olduğu ve arz-talep arasındaki uyumsuzluğun tespit edilmesi gerekmektedir. Ne kadarlık bir stok boşluk olduğu tüm kentlerde ayrı ayrı hem mekânsal hem de niceliksel anlamda araştırılmalıdır. Bunların konut piyasasına kamucu modellerle entegrasyonu sağlanmalıdır.


  • Var olan ancak ulaşım zorlukları sebebiyle tercih edilmeyen konut alanları kent merkezleri ile bütünleşmenin sağlanacağı toplu taşım uygulamaları ile desteklenmelidir.


  • Yeni konut vergilendirme modelleri oluşturulmalıdır.


  • Yerel yönetimler, müteahhit odaklı kentsel dönüşüm süreçlerini öne çıkarmak yerine, toplumcu belediyecilik pratiğini benimseyerek tüm yurttaşların sağlıklı ve güvenli bir çevrede barınma hakkını tesis etmek üzere sosyal konut uygulamalarını yaygınlaştırmalıdır. 


  • Ödeme güçlüğü çeken yurttaşlar için kiralık sosyal konutlar inşa edilmelidir. 


  • Konutun bulunduğu yöreye göre ortalama kira bedelleri belirlenerek kira artışları sınırlandırılmalı, denetimler artırılmalı ve yaptırımlar tanımlanmalıdır.


  • İhtiyaç sahibi olan tüm yurttaşların barınma hakkına erişim koşulları iyileştirilmeli; sağlıklı ve güvenli bir konutta yaşama imkanı sunmak için gerekli kira yardımları yapılmalıdır. 


  • Bugün barınma problemi yaşayan öğrencilerin sorunlarına kalıcı çözüm bulunana kadar kamuya ait misafirhane, boş lojman, sosyal tesislerin ivedilikle öğrencilerin uygun fiyatla kullanımına açılmalıdır.


  • Yüksek öğrenim politikasının artık milyonlarca diplomalı işsiz yarattığı ülkemizde üniversite öğrencilerini kent ekonomilerini kalkındıracak müşteri olarak gören yaklaşımdan vazgeçilmelidir. Bu anlamda yüksek öğrenim politikasında rasyonel gereksinimlerden uzak bölüm ve kontenjanlara ilişkin acil düzenleme yapılmalıdır.


  • Öğrencilerin barınmalarına yönelik sübvansiyon mekanizmalarını içeren düzenlemeler hayata geçirilmelidir.


Bu çerçevede, #Barınamıyoruz diyerek seslerini yükselten öğrencilerin taleplerini sahiplendiğimizi,  temel bir insan hakkı olan sağlıklı ve güvenli bir çevrede barınma hakkına erişemeyen milyonların sorununun çözüme kavuşması için sunduğumuz çözüm önerilerinin takipçisi olacağımızı kamuoyunun bilgisine sunarız. 

 

TMMOB Şehir Plancıları Odası

 

 

 

 

(1)  Eşidir, Y. (2017). Yüksek Öğretimde Barınma Politikalarının Değerlendirilmesi ve Türkiye için Öneriler. TC Kalkınma Bakanlığı.

(2) Milli Eğitim Bakanlığı (MEB). (2019). Milli Eğitim İstatistikleri, Örgün Eğitim 2018-2019. Ankara

(3) https://www.toki.gov.tr/faaliyet-ozeti

(4) Sarı-Özdemir, B. (2015) Konut Üretiminde Aşırılık ve Stok Boşluk Oranları: Yenimahalle ve Altındağ Örnekleri, Konut, Şehir Plancıları Odası Yayını

 

 

 

Güncellenme Zamanı: 27.09.2021 14:06:43

Okunma Sayısı: 165

Tüm Basın Açıklamaları

 
Copyright © 2007-2021
TMMOB Şehir Plancıları Odası

 
ATATÜRK BULVARI BULVAR APT. 219/ 7 ÇANKAYA/ANKARA
TEL: (+90) 312 418 30 75   FAKS:(+90) 312 417 90 55
e-POSTA: spo@spo.org.tr

Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.

ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME

Hesap No'larımız:
POSTA ÇEKİ = 107581
İŞ BANKASI =TR 150 00 64 00 000 142 990 496 497
VAKIFBANK =TR 230 00 150 01 58 00 184 530 2308
GARANTİ BANKASI =TR 33 000 62 000 52 80 000 62 99 383

Key Yazılım Çözümleri A.Ş.