TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ
ANA SAYFA BİZE ULAŞIN BAĞLANTILAR SİTE HARİTASI

03 ARALIK 2021 CUMA  

HAKKIMIZDA MEVZUAT YAYINLAR KOMİSYONLAR TUPOB KOLOKYUM
ADANA  ANKARA  ANTALYA  BURSA  DİYARBAKIR  İSTANBUL  İZMİR  KAYSERİ  KONYA  MUĞLA  SAMSUN  TRABZON
SPOBİS ÜYE GİRİŞİ SPOBİS PERSONEL GİRİŞİ

GENEL MERKEZ 

 
 
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB
b_haber_bulteni.gif, 3,9kB

      PUB TARAFINDAN YÜRÜTÜLEN "İMAR VE YAPI MEVZUATI UYGULAMASI ANALİZİ DANIŞMANLIK HİZMETİ" ÇALIŞMASI SONUÇLANDI

RAPOR

Yayına Giriş Tarihi: 07.06.2005
Güncellenme Zamanı: 07.06.2005 12:38:25
Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ

 

 
Başbakanlık Proje Uygulama Birimi, MEER projesi altında olası afet hasarlarının en aza indirilmesi odaklı çalışmalar çerçevesinde, imar ve yapı mevzuatının mevcut uygulamalarının değerlendirilmesi, bu süreçteki ihmal ve ihlallerin belirlenerek bunların giderilmesine yönelik önerilerin geliştirilmesi amacıyla “İmar ve Yapı Mevzuatı Uygulaması Analizi Danışmanlık Hizmetleri” adı altında 2002Bir çalışma başlatmıştı.
 

Çeşitli atölye çalışmaları ve teknik toplantılarla, ilgili kamu kurumlarının, meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının katkı ve paylaşımları ile yürütülen sürecin sonunda bir analiz raporu elde edilmesi hedeflendi ve bu etkinlikler esnasında tartışmaya açılan taslak rapor katılımcı kuruluş ve örgütlerin görüş ve önerileri ile biçimlendi.

Son olarak, raporla ilgili gerçekleştirilen 29 Ocak 2005 tarihli atölye çalışmasına ilişkin detaylı bilgiler Odamız Haber Bülteninin Ocak 2005 sayısında yer verilmişti. Bunun ardından revize edilen taslak rapor yeniden Odamıza iletildi ve çalışmanın sonuçlanması aşamasına geldiğinden bahsedilerek nihai raporla ilgili görüşlerimiz istendi. Odamızca yapılan değerlendirme sonucunda hazırlanan görüşler aşağıda sunulmaktadır.
“Başbakanlık Proje Uygulama Biriminin, 12.4.2005 tarih ve PUB/M-7928 sayılı yazıları ekinde gönderilen “MEER İmar Mevzuatı Uygulaması Analizi Danışmanlık Hizmetleri Nihai Rapor Taslağı” Odamızca incelenmiş olup, rapor hakkındaki görüşlerimiz aşağıda sunulmaktadır:

Başbakanlık Proje Uygulama Birimince hazırlattırılan çalışmanın amacının, deprem riskinin azaltılmasına yönelik yasal, sosyal ya da ekonomik yapılandırmalarla ilgili çalışmalara temel oluşturmak ve yol göstermek olduğu belirtilmektedir. Yasal ve kurumsal yapılanma konularında yapılacak çalışmalar için bir altlık olarak alınabilecek bu tür bir çalışmaya gerçekten de büyük gereksinim olduğu açıktır. Gündemde bulunan, yeni İmar ve Şehircilik Yasası, Yapı Denetimi Yasası, Kentsel Dönüşüm Yasası ya da Yerel Yönetimler Yasası çalışmalarında da gözlendiği gibi, böylesi kapsamlı çalışmalar yapılmadığı ve sorunlar gerçek nedenleri ile doğru tanımlanmadığı zaman, getirilen çözümlerde de yanlış temellendirmeler yaşanabilmektedir. Yasa çalışmalarında, yaşanan sorunların ve yanlışların katılımcı bir süreçle kapsamlı bir biçimde ortaya konarak çözümlerin oluşturulması, yasanın uygulamadaki başarı ve etkinliğini de artıracaktır.

Nihai Rapor taslağı, bugüne kadar imar mevzuatı, imar, yapı ve planlama ile ilgili konularda yapılan çalışmaların özetle aktarılması ve onların bulgularının derlenmesi ile ülkemizdeki imar mevzuatı uygulamaları alanında yaşanan sorunları farklı boyutları ile ele alıp, bu çerçevede mevcut durumun sergilenmesi bağlamında iyi bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Özellikle Eylem Planı bölümünde getirilen proje önerileri ile de bu alanda gelecekte yapılabilecekler için yol gösterici özellik taşımaktadır. Bu çerçevede; Proje Uygulama Biriminin bu çalışması, önümüzdeki günlerde imar ve yapı mevzuatımız kapsamına girmesi sözkonusu olan yeni yasama çalışmaları ile ilgili değerlendirmelerin yanısıra, gelecekteki mekansal, sosyal ve ekonomik uygulama kararları için de bir kaynak çalışması niteliği taşıyabilecektir.
Bu çalışma, İmar Mevzuatı ve ilişkili yasal düzenleme çalışmalarını etkileyen/etkilenen bileşenleri ile ele alış biçimi ve sorunları ortaya koyabilmek anlamında gerçekleştirdiği analizleriyle özgün nitelikler de taşımaktadır. Çalışma kapsamında, bugüne değin, İmar Mevzuatı ile ilgili yapılan çalışmaların tarihsel süreç içinde birbirini etkileyen sonuçlarıyla, yeni yapılacak düzenlemeleri de yönlendirebilecek biçimde yorumlanmış olması da, önemsenmesi gereken bir başka nokta olarak tespit edilmiştir. Ayrıca, çalışma sonunda eylem planı olarak önerilen projeler paketinin de, benimsenen ilke ve stratejiler, gerçekleştirilecek süre, ilgili-katılımcı taraflar ve yapılacak iş tarifleri bakımından başarılı olduğu söylenebilir.

Bunların yanında, çalışma bütününde araştırılan bazı konuların eylem planında yer bulamadığı ifade edilebilir. Sözgelimi, meslek odalarınca açılan ya da Danıştayca karara bağlanan davaların incelenmesiyle ulaşılan sonuçların eylem planında getirilen önerilerde vurgulanması yararlı olabilir. Ayrıca, proje kapsamında araştırılan akademik ve mesleki çalışmaların, bu çalışmanın sonuçlarına katkısının da ifade edilmesi gerektiği düşünülmektedir. Benzer biçimde, çalışma kapsamında belediyelerde ve bakanlıklarda yapılan görüşmelerin sunulduğu Ek-1 de sunulan değerlendirmelerin, eylem planındaki yansımalarının da ortaya konulmasında yarar görülmektedir.

Ayrıca, çalışma kapsamında kapsamlı bir biçimde ele alınmaya çalışılan, kaçak ve mevzuata aykırı yapılaşmanın sosyo-ekonomik boyutları ve spekülatif faaliyetler, rant-çıkar ilişkileri konularına yönelik bulguların da, çalışmanın eylem planında yeterli ve gerekli karşılığı bulmasının, çalışma sonucunda istenen sonuçlara ulaşılabilmesi anlamında önem taşıdığı söylenebilir.
Öte taraftan, çalışmanın 7. Bölümü olarak tanımlanan Yeni Bir Imar Mevzuatı Oluşturulurken Dikkate Alınması Gereken Seçmeler bölümünün, eylem planındaki tüm konuları kapsayacak biçimde genişletilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Yukarıda vurgulanan, tüm bu değerlendirme sorunlarının aşılabilmesi için, çalışmanın araştırma bölümlerinin tamamlandığı 7. Bölümüyle, eylem planına geçilen 8. Bölüm arasında, tüm araştırma sonuçlarını vurgulayan “Sentez” nitelikli bir bölümün yararlı olabileceği kanısına varılmıştır. Bu anlamda çalışmanın 8.2Bölümünde ortaya konulan bulgu ve tespitlerin, tüm çalışma konularını kapsayacak biçimde ele alınarak, eylem planında seçilen tablolama yoluyla ifade edilmesi, çalışmanın ifade gücü ve başarısını arttırabilecektir.
Diğer yandan; Planlama Kademelerinin yeniden düzenlenmesi ile ilgili getirilen Proje 2 önerisinde, her bir kademe için ölçeklerin özellikle belirtilmesi; fiziksel planlama ağırlıklı bir kaygıyı çağrıştırmaktadır. Bu kaygıyı önleyebilmek için, ölçek yerine planlamanın içeriğinin vurgulanmasının, proje kapsamında benimsendiği belirtilen “stratejik planlama” mantığı bağlamında daha önemli olduğu söylenebilir.

Bunların dışında; Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca yürütülmekte olan İmar ve Şehirleşme Yasa Tasarısı çalışmaları sürecinde yaşanan Dönüşüm tasarısı öngörüsünden ayrı olarak, Meclis gündemine tekrar sokulan “Kentsel Dönüşüm Yasa Tasarısı Taslağı” (yeni ismi ile “Eskiyen Konut Bölgelerinde Yenileme ve Gelişim Yasa Tasarısı”) gibi, anlık ve yalnızca bir sorunu çözmeye çalışan, bunu yaparken de, yeni birçok sorun oluşturma tehlikesini beraberinde taşıyan yasal düzenleme çalışmalarının getireceği sakıncalar da raporda yer alabilir. Bu anlamda yapılacak değerlendirmelerin, daha önce bu kapsamda yapılan düzenlemelerin sonuçlarıyla da desteklenerek ifade edilmesi, bu ve benzeri nitelikli çalışmaların önem ve değerini ifade etmesi açısından anlamlıdır. Bu çerçevede çalışmanın eylem planında; parçacı, eşgüdümden uzak ve İmar Mevzuatı bütününden kopuk istisna yaratıcı nitelikteki düzenlemelerin önlenebilmesi anlamındaki tartışmaların yararlı olabileceği kanısına varılmıştır.
Birçok açıdan önem taşıyan ve ülkemize özgü böylesi mevzuat çalışmalarında, özellikle gelişmiş kapitalist dünyanın literatüründe yer bulan yönetişim, şeffaflık, hesap verebilirlik, yerellik vb. küreselleşme koşutlu bir söylemin kavram ve kabullerinin çekinceli kullanılması gerektiği düşünülmektedir. Yönetişim, hesap verebilirlik, performans yönetimi, yerellik vb. gibi ilk bakışta olumlu algılanabilecek pek çok kavramın, öncelikle sorgulanarak, içlerinin kamu/toplum yararını üstün tutacak, merkezi ve yerel yönetimler olarak kamu yönetimini bir bütün halinde ele alarak güçlendiren yaklaşımlarla doldurulması koşulu ile kullanılması önemli görülmektedir. Günümüzde ülkelere empoze edilmeye çalışılan bu tür kavram ve söylemler, uygulamada; merkezi ve yerel yönetimlerin oluşturduğu genel kamu yönetimi içinde, kamusal alanın daraltılmasına, planlı gelişmenin yadsınarak, imar/planlama/yapılaşma konularında spekülasyon ve bireysel rantların öne çıkmasına, kamusal alanların özelleştirilmesine ortam hazırlayıcı işlev üstlenebilmektedir. Bu bağlamda, yapısal uyum programları ile öngörülen devletin (kamunun) küçültülmesi girişimlerinin ülkemiz için sakıncalarının vurgulanması ile her kademede kamu etkinliğinin güçlendirilmesi yönündeki çabaların arttırılmasının, yaşamsal önemde görülmesi gerektiği yönündeki görüşlerin özellikle vurgulanması yararlı görülmektedir.

Diğer yandan, ülkemizde de kentlerdeki kamusal hizmet sunumlarındaki açıkların giderek arttığı, kent mekanında gelir düzeyi açısından ikili yapılanmanın çoğaldığı, bir yandan kent yoksulluğu ve yoksunluğu sürerken, diğer yandan da gelir düzeyi yüksek kesimlerin “kapalı ve kapılı” yeni kentler yarattığı; geleneksel alış-veriş mekanlarının geliştirilmesi yerine, küresel alışveriş-mekanlarının arttığı (Armada, Akmerkez, Galeria vb.) ve giderek kentlerin tümünün birer tüketim mekanları haline dönüştürüldüğü bir süreç yaşanmaktadır. Küreselleşme sürecinde yaşanan bu tür gelişmeler karşısında İmar Mevzuatımızın yetersiz kaldığı göz önüne alınarak, eylem planı çerçevesinde, bu sorunlara yönelik olarak da proje konuları geliştirilebilir. Kent yoksullarının barınma sorunlarını çözmeye yönelik proje önerileri, dönüşüm projeleri sonucu ortaya çıkan “soylulaştırma” (gentrification) sorunsalı ve kent mekandaki tüketime odaklı yeni gelişmelerinin sorgulandığı araştırmalara yönelik projeler bu bağlamda önerilebilir.

Ayrıca, bu çalışmanın İmar Mevzuatı düzenlemeleri yanısıra yerel yönetimlere yönelik yasama çalışmaları kapsamında da önemli sonuçları olduğu ortadadır. Çalışmanın gerçek anlamda değer bulabilmesi için raflarda tozlanmaya terk edilmemesi, bu ve benzeri çalışmaların sürekli güncellenmesi de, parçacı düzenlemelerin önlenebilmesi anlamında çok büyük bir önem taşımaktadır. Bu nedenle, çalışmanın burada sonuçlandığını düşünmenin önemli bir strateji hatası olacağı noktasından hareketle, çalışmanın hayata geçmesi anlamında bir başka “Stratejik Eylem Planı”na gereksinim olduğu düşünülmektedir. Bu anlamda, çalışmanın eylem planında önerilen görev ve sorumlulukların yerine getirilebilmesi ve eşgüdümü anlamında, bir yandan Başbakanlık Proje Uygulama Birimi’ne, diğer yandan da Bayındırlık ve İskan Bakanlığı başta olmak üzere diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına önemli görevler düşmektedir. Böylesi bir çalışma sonuçlarının uygulanmasına ve eşgüdümüne yönelik stratejik eylem planı; kapsamlı, katılımcı ve akademik nitelikli çalışmalar sonucu yasal düzenlemeler yapılmasını özendirme anlamında katkılar sağlayacağı gibi, gerçekleştirilen çalışmaların sahip, taraf ve uygulayıcılarıyla buluşarak başarılı olabilmesi anlamında da çok önemli bir boşluğu doldurabilecektir.”

Raporla ilgilenen üyelerimiz ilgili dokümanlara Odamızdan ulaşabilirler.

Okunma Sayısı: 3072

Tüm Raporlar

 
Copyright © 2007-2021
TMMOB Şehir Plancıları Odası

 
ATATÜRK BULVARI BULVAR APT. 219/ 7 ÇANKAYA/ANKARA
TEL: (+90) 312 418 30 75   FAKS:(+90) 312 417 90 55
e-POSTA: spo@spo.org.tr

Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.

ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME

Hesap No'larımız:
POSTA ÇEKİ = 107581
İŞ BANKASI =TR 150 00 64 00 000 142 990 496 497
VAKIFBANK =TR 230 00 150 01 58 00 184 530 2308
GARANTİ BANKASI =TR 33 000 62 000 52 80 000 62 99 383

Key Yazılım Çözümleri A.Ş.