Raci Bademli Hocamızı Saygıyla ve Özlemle Anıyoruz!
- Yayına Giriş Tarihi
- 01.09.2026
- Güncellenme Zamanı
- 09.09.2026
- Yayınlayan Birim
- ANKARA
- Görüntüleme
- 13
Okunma Sayısı: 13
Planlama mı Bir Süreçtir, Süreç mi Planlamadan Çıkar?
Prof. Dr. R. Raci Bademli ile Ankara Büyükşehir Belediyesi İmar Daire Başkanlığında 4 yıl…*
Zeki Kâmil Ülkenli**
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümünde öğrencisi olan herkes, dersler başladığında daima haftanın ilk günü, ilk ders olarak verilen "Şehir ve Planlamaya giriş" dersinde söze başlamasını hatırlar Raci Hoca’nın, "Planlama bir felsefedir, bir süreçtir, dolayısı ile Şehirci mi, Seyirci mi olacağınıza siz karar vereceksiniz". İtiraf etmek gerekirse bu cümlenin ne anlama geldiği, gelmesi gerektiği, bu mesleğe dahil olanlarca çok sonraları anlaşılmıştır ki, bölümün temel taşlarından birisinin, Raci Hoca'nın sürekli vurguladığı bu cümle belki de ODTÜ Şehir Planlama Bölümü'nün misyon cümlesidir. İşin ilginç yanı, aynı konu bu mesleğe dahil olsun olmasın, bu işlerle uğraşanların bir bölümü tarafından hiçbir zaman anlaşılamamıştır da.
İşte bu yazı bizleri yetiştirdikten sonra birlikte çalıştığımız zamanın küçük bir bölümünü, 4 yılını, mesleki olarak çok önemli bir yerde geçirirken yine öğrenecek çok şey olduğunu içeren bir gözlem- tecrübe yazısı.
Şehir Planlama Mesleği
Raci Bademli'ye göre Planlama mesleğini salt teknik bir uğraş olarak nitelendirmek son derece mantıksız idi, zira "Planlama bir süreçtir, dolayısıyla sonuç ürün olan Plan’a karşı çıkış aslında tüm sürece, planlamaya karşı çıkıştır"[1]• Özellikle belediye hizmetlerinin kent ve kentli için var olduğu ve sürdürülmesi gerektiği kabul edildiğinde, bunu anlamlandıracak ve sorunsuz olarak devam ettirecek olanlarda Şehir Plancıları idi, kuşkusuz. Nitekim bu tanımlama O'nun Ankara Büyükşehir Belediyesi, İmar Dairesi Başkanlığı süresince konuya bakış açısını ve yaklaşımını da özetlemektedir.
Planlama mesleğinde, özellikle kamu adına kararlar verme yükümlülüğümüz de olduğundan "Geniş bakış açısı ve evrensel bilgiye daima hâkim olmak önemlidir"[2]• Çünkü "Planlama boşluğu Rant hoşluğu!"[3] yaratmaktadır. Planlama Kamu Yararı ve Kişisel Faydalar toplamını dengeleyici bir araçtır, zira kişilerin güncel koşullar içerisinde veya ileriye dönük olarak elde etmeyi arzuladığı ya da hedeflediği çıkarların / faydanın toplamı Kamu Yararı değildir. Dolayısıyla planlama çalışmasının, özellikle belediyelerde, doğru tespit edilmiş bir hedefi ve Kamu yararı tanımı olması gereklidir. Bir plan nedir, neden yapılır ya da bir şehir plancısı neden hep gelecek için farklı senaryolar üretmelidir? soruları belediye bünyesinde belki de ilk defa, zaten hemen hemen hepsi eski öğrencisi olan biz meslektaşları ile yaptığı ders havasındaki toplantıların hep gündeminde idi. Aynı şekilde O'nun bakış açısı ile, " ... bazı mimarlar- mühendisler şehircilik (de) yaparlar, zira müşteri berberin önüne oturup çek derse, berber diş de çekerdi.”[4]
Mevcut planlama anlayışında hâkim olan ve belediyecilik uygulamalarını da kuşatan, "önce kişi yararı, kalırsa kamu yararı" bakış açısını değiştirmek, bu anlamda hemşerilerin Belediye’ye bakışlarım da daima konuşarak, anlatarak, ikna ederek düzeltmek için şehir planlama 1. sınıf öğrencilerine bir Hippodamus[5] yemini olmalı şakasını da hatırlıyorum. Tıpkı Hipokrat Yemini gibi Şehir Plancıları da Hippodamus Yemini ederek mezun olacaklardı, "kamu yararını koruyacağıma, kişisel çıkarları eşit tutacağıma, politikaya bulaşmayacağıma, kat'a, kot'a taviz vermeyeceğime... "[6]
Ekip Olmak
Ankara Büyükşehir Belediyesi, İmar Daire Başkanı iken, o sırada hem asistanı hem de Belediye'de koordinatörü olan bana, hayatımda ilk defa tanık olduğum, korktuğum bürokrasi yoğunluğu yüzünden yığılan imar planı değişikliği dosyalarını (kendi deyimi ile Çin Ordusu'nu) işaret ederek;
"Bütün bunları tek tek gözden geçirmemiz lazım; biz yol gösterelim de; yahu Rodwin’in[7] M.I.T.'de öğrencisi iken bize buna benzer bir hikâye anlatmıştı, dur sana anlatayım" demişti. "Fareler cirit atarken kedi mutfağa dalar, fareler kaçışırlar. Genç ve tecrübesiz bir fare yakalanır. Yardım ister. Tecrübeli bir fare, delikten başını uzatır, ‘- hemen bir köpek ol!' der. Genç fare; 'evet ama nasıl bir köpek olabilirim ki?' diye sorar. 'Valla, o senin sorunun' der tecrübeli fare, 'ben yol gösterdim'[8]''.
Raci Bademli hem genel olarak ekibinin sorumluluğunda olan başkentin rutin imar işlerinin hem de ileriye dönük planlama çalışmalarının bir "kolaj" çalışmasının ötesine geçmesini istiyordu. Planlama doğası gereği tek kişilik bir gösteri değildi, olamazdı. Ekip önemli idi, ama uzaktan işaret eden, suya sabuna dokunmayan bir ekip değil, daima alternatifleri ile yol gösteren ve gerçekleştiren bir ekip. Ancak böyle bir kadro, sadece başkentte değil, tüm şehirlerde işin özü olan planlama çalışmalarına yol gösterebilir, kontrol ve idare ederdi.
Belediye'de imar planlama dairesinin bütün birimlerinde oturtulmaya çalışılan sistem, sorunları bir bütün olarak anlamlandırabilen genel bir bakış açısına sahip, bunu tek tek sorun bazında ve bir bütün olarak ele almanın stratejileri ile verimli kullanılabilmesini kavramış personeli yeni bir organizasyon çatısı altında birleştirmekti. Nitekim İmar Daire Başkanı olarak ilk ve yoğun eleştirileri de buradan aldı. Verimsiz olan birimlerin neden böyle olduğu araştırılmalı ve şu tebliğ edilmeli idi; "ya yönet, işine sahip ol ya takip et ya da yolumdan çekil"[9]. Bir anlamda, kamu adına yetkilendirilmiş kişilerden oluşan bu yapı içerisinde o kadar çok şef vardı ki, sıradan bir Kızılderili’ye rastlamak nerede ise imkânsız idi[10]. Tabii bu arada çalışma saati tanımayan yoğun tempoda Raci Hoca’ya ayak uydurmak da zaman zaman güçleşiyor, herkes bundan nasibini alıyordu. "Yahu Bülent Bey bağırarak yöneticilik olmaz biliyorum ama bu adamlar beni bas bariton edecek! Elli kere söyledim, şimdi de çıkıp Kızılay'da mı bağırayım? Amonyak yokmuş, ozalit çekilemezmiş. Bütün İmar Dairesi işesin efendim. Amonyağın bittiği amonyak bittiğinde mi belli olurmuş?''[11]
Kamu ve kamu yararına olan bu yaklaşım aslında ilk dönem (1923 – 1939) başkenti şekillendiren inanmış kadroda da yok değildi.
Üzerinde yoğun olarak durduğu bir diğer konu kentin şekillenmesinde emeği geçmiş kişilerin ve meslek gruplarının bilgisine ve süreç içerisinde etkin katkılarına başvurmak idi. Zira bu kişiler kamuya borçlu olmanın ötesinde yaşadığımız şehri şekillendirmekte, daha yaşanabilir kılmakta söz sahibi olmalı idiler, müşavirlik sistemi ve kent danışma kurulları gibi mekanizmalar işler kılınmalı idi. Aynı konu şu anda da tam olarak işlemeyen gerek katılımcıların gerekse sivil toplum örgütlerinin sürece ve gidişe katkıda bulunamadığı Belediye Meclisleri için de gerekli idi. Meclis üyeleri, kent mantığını kavramadan, kent ile ilgili olduğu aşikâr her konuya parçacı yaklaşımlar sergiliyor, bulundukları konumun paylaşılan rantı kontrol etmek olduğuna inanıyorlardı. Bu durum kopuk yerel yönetim anlayışının da halen bir sonucudur. Eğer kent ile ilgili her yatırım, her proje planlama çatısı altında toplanmaz ise kentsel projelerin mantığını kurmak, etaplama ile ve gerçekleştirmek, daha da önemlisi politikacıların elinde popülist birer obje olmalarının önüne geçerek sahiplenmek imkansızlaşır. Zira, ''maaşlarımızı hemşerilerimizden toplanan vergiler ödemektedir.[12]
İmar Daire Başkanlığında 4 yıl boyunca karşılaştığımız kişileri de Raci Hoca ile gruplamıştık. Bunları hala kendisinden öğrenciyken almış ve şimdi farklı üniversitelerde benim vermekte olduğum Şehir ve Planlamaya Giriş dersinde kullanırım.
Plan-delen'ler (Power-breakers) ve Plan-simsarları (Power-brokers)
Planlama süreci işlemeye başladığında bundan çok rahatsız olan çevreler de birer birer, ya kendileri bu sıkıntılarını dile getirmişler, ya da politik güçlerini devreye sokmuşlardı. Raci Bademlinin bir akademisyen titizliği ile incelemeye aldığı bu konuda sonuç ürün olarak "süreç içi köstekleyicilere, plan-delen'lere (power-breakers) ve Plan-simsar'larına (power-brokers)"[13] ulaşmıştık. Bilinçsizce kavga etmek yerine bu köstekleyicileri her biri için strateji belirleyerek kategorize etmişti Raci Bademli. Bu bir futbol oyunu idi, ama bırak takım arkadaşının atacağın gole yardımcı olmak için iyi bir orta yapmasını beklemeyi, " ... yahu bari çelme takmasalar!"[14] temennisine sığınmak da gerekebiliyordu. Bir ara kendi çizdiği bir eskizde, "Sancho ve Don Quixote, şaibe bulutlan arasında çakan yolsuzluk şimşekleri ve rant rüzgarlarından güç alan kanatlan ilçe belediye başkanları olan imar değirmeni" tanımlamıştık.
Buna göre;
Köstekleyici #1: Kadastral mülkiyetleri spekülasyon amaçlı biriktirmiş, zamanının geldiğine inandığı anda kafasına göre altyapı ve mimari projeleri çözdürmüş, en son olarak da Belediye’ye uğrayan ve elbette sonuçtan beklediği rantı elde edemediği için mutlu olmayanlar. Hem belediye imar dairesi olarak başkentte, hem de özellikle turistik kazancın yoğun olduğu bölgelerde (Raci Bademli bu sırada Kayseri Koruma Kurulu Başkanı idi) bu tür köstekleyiciler ile olan tartışmalarımıza bir gün Raci Bademli şöyle diyerek son noktayı koymuştu; "Şimdi yıkar isek yazıktır, milli servete zarar diyorsunuz. Diyorsunuz da galiba biz aynı milletten değiliz diye düşünmeden edemiyorum. Yahu, servet olurken hep size, yıkılırken de ne hikmetse kamuya- bize zarar oluyor"[15] Bu parçacı plan onamanın yani bütünsel bir bakış açısı ve planlama süreci geliştiremeyip bunu da uygulama stratejileri ile destekleyemeyen zayıf belediye plancılığının bir sonucu idi. Planlama rantı maksimize eden bir araçtan öteye gidemiyordu.
Köstekleyici #2: Rant olarak bir çıkarları olmayan, genellikle Ankara'nın güneyinde oturan (Çankaya), sivil toplum örgütleri kisvesi ile yapılandan, uygulanandan, uygulanmak istenenden hiç haberleri olmayıp, olayın aslını da merak etmeyip, hemen sinirli bir biçimde saldırıya geçen "entelektüeller". Kent için kentliye rağmen savaşanlardı onlar, kalpleri hiçbir zaman kırılmadı. Hep Raci Bademli tarafından ikna edildiler.
Köstekleyici #3: Diyalog kurma engelli, iyi niyetli meslektaşlar veya bu işten anlayan mesleklerden gelenler. İşte bu grup Raci Bademliyi en çok üzmesine rağmen o, hem kişiliği hem de akademiden gelmesinin, her şeyin gerçekler saklanmadan veya dolambaçlı yollara girilmeden anlatılması ile mantıklı olarak çözülebileceğine olan inancın verdiği bir güçle bu grubu hep ikna etmeye çalışırdı. Belediye başkanları ile olan bir toplantıda, aynı amaç için orada olduğumuzu vurguladıktan sonra gene stilini ön plana çıkartmış ve "…. e ama yani kusura bakmayın, bu bir süreç ve ben de sizin düşündüğünüz gibi bir adam değilim. Yani planlama adı verilen kurum sizin düşündüğünüz kategoride güreşmez, siz habire yağlanıp yağlanıp geliyorsunuz, boşa gidiyor"[16] demeyi de ihmal etmemişti. Ankara Esenboğa yolunda önerilen ve adını Altınpark'a istinaden alan Altın kent projesi için, ilçe belediyesi başkanı ve imar şubesi çalışanlarına teşekkür ettikten sonra eklemişti; "Eğer mevcut imar haklarını aşmaz.sanız tamam, ama aşarsanız ya da zorlarsanız bakın amblemimiz keçidir"[17]
Sonuç olarak, belediye çatısı altında geçen bu oldukça yoğun ve zaman zaman mesleğe yeni adımını atmış bir plancı için de yıpratıcı süreç, hep bir tür eğitim idi. Kuramsal planlama bilgisi uygulamaya dönüşebiliyor veya herhangi bir uygulama, canlı bir örnek olarak kuramsallaştırılıyor ve eğitime aktarılıyordu. Bu deneyimin en önemli yanlarından biri ise Belediye İmar Plancılığı anlayışından Modern Şehir Planlama anlayışına geçmek için harcanan çabadır.
Saygı ile anıyorum…
Dikmen Vadisi Proje Toplantısı Sonrası:

* Raci Bademli anısına 2004 yılında kaleme alınmış, Ağustos 2026’da gözden geçirilmiştir.
** Dr. Kapadokya Üniversitesi MTGSF Şehir ve Bölge Planlama Bölüm Başkanı
[1] ODTÜ, ŞBP, CP 111 ders notları, (01/05/1990)
[2] ODTÜ, ŞBP, CP 111 ders notları, (01/05/1990)
[3]ABŞB İDB, (19/06/1992), kişisel toplantı tutanakları (ZKÜ)
[4] ODTÜ, ŞBP, CP 11l ders notları, (07/05/1990)
[6]ABŞB iDB, (22/12/1991), kişisel toplantı tutanakları (ZKÜ)
[8] Her cumartesi olduğu gibi Belediyeden kaçıp ziyaret edilen Sakarya caddesinde Piknik’te (ZKÜ)
[9] ABŞB iDB, (22/12/1991), kişisel toplantı tutanakları (ZKÜ)
[10] Bu niteleme, belediye içerisinde kamu için çalışmayı yanlış anlamış olanların sayısının çokluğunu ve bu konunun nasıl anlatılacağını söylediğinde sevgili hocamız (Raci Bademlinin de hocası olmuş olan) Prof. Dr. Gönül Tankut tarafından yapılmıştı. (05/02/1992, ABŞB İmar Daire Başkanlığında bir kahve sohbeti)
[11]ABŞB İDB, (01/04/1992), Kendisini sakinleştirmeye çalışan İmar D. Bşk. Yrd. Sevgili Bülent B. Akalın'a.
[12] ABŞB iDB, (08/12/1991), kişisel toplantı tutanakları (ZKÜ)
[13] ABŞB iDB, (19/12/1991), kişisel toplantı tutanakları (ZKÜ)
[14] ABŞB iDB, (28/12/1991), kişisel toplantı tutanakları (ZKÜ)
[15] Lapis Otel Kapadokya (03/01/1992)
[16] Lapis Otel Kapadokya (03/01/1992)
[17] ABŞB İDB, (27/05/1992), aynı dönem Ankara BŞB amblemi keçi "ANKİ" idi.